Türk Ceza Kanunu taksiri, bilinçli taksiri ve ihmali davranışı nasıl tanımlar; taksirle öldürme ve yaralamada öngörülen cezalar nedir; tıbbi işlem nedeniyle hekim hakkında soruşturma hangi usulle ve kimin izniyle başlar? TCK md. 22, 83, 85, 89, 98; 3359 sayılı Kanunun ek 18. maddesi ve 4483 sayılı Kanun, güncel hâliyle (son değişiklik: 7571 sayılı Kanun, 25/12/2025).
Ne diyor
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu · md. TCK md. 22/2
Kast, taksir ve bilinçli taksir
Suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır; kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kişi unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlerse olası kast vardır (TCK md. 21/1–2).
Taksirle işlenen fiiller yalnız kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır (TCK md. 22/1).
Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın netice meydana gelirse bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK md. 22/3).
Taksirli suçta ceza failin kusuruna göre belirlenir. Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir (TCK md. 22/4–5).
Taksirli hareketin neticesi, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık ceza verilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksirde ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir (TCK md. 22/6).
Kanun ayrıca ceza sorumluluğunun şahsi olduğunu, kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulamayacağını belirtir (TCK md. 20/1).
İhmali davranış (md. 83 — kanun metni)
Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi nedeniyle meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir (TCK md. 83/1).
Eşdeğerlik için kişinin ya belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması ya da önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili tehlikeli bir durum oluşturması gerekir (TCK md. 83/2-a, b).
Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında temel ceza olarak ağırlaştırılmış müebbet yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla, müebbet yerine on beş yıldan yirmi yıla, diğer hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi cezada indirim de yapılmayabilir (TCK md. 83/3).
Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesinde ceza üçte ikisine kadar indirilebilir; bu hükmün uygulanmasında md. 83'teki koşullar göz önünde bulundurulur (TCK md. 88/1).
Taksirle öldürme ve taksirle yaralama
Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK md. 85/1).
Fiil birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülür (TCK md. 85/2).
Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır (TCK md. 89/1; 7571 sayılı Kanunla değişik).
Fiil mağdurda duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflamasına, kemik kırılmasına, konuşmada sürekli zorluğa, yüzde sabit ize, yaşamı tehlikeye sokan bir duruma ya da gebe kadında erken doğuma neden olmuşsa birinci fıkradaki ceza yarısı oranında artırılır (TCK md. 89/2).
Fiil iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata, duyu veya organ işlevinin yitirilmesine, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybına, yüzün sürekli değişikliğine ya da gebe kadında çocuğun düşmesine neden olmuşsa birinci fıkradaki ceza bir kat artırılır (TCK md. 89/3).
Fiil birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür (TCK md. 89/4; 7571 sayılı Kanunla değişik).
Taksirle yaralamanın soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; ancak birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç, suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (TCK md. 89/5).
Yardım veya bildirim yükümlülüğü
Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye "hal ve koşulların elverdiği ölçüde" yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır (TCK md. 98/1).
Yükümlülüğün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişi ölürse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK md. 98/2).
98. maddenin birinci fıkrasındaki suç, önödeme hükümlerinin uygulandığı suçlar arasında sayılmıştır (TCK md. 75/6-a-1).
Hükmün öznesi "kişi"dir; madde hekimler için ayrı bir düzenleme içermez.
Görev sırasında suç belirtisiyle karşılaşan sağlık mesleği mensubunun bildirim yükümlülüğü (TCK md. 280) bu sayfanın konusu değildir (bkz. Adli olgu bildirimi ve adli rapor sayfası).
Tıbbi işlem nedeniyle soruşturma: izin usulü
Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Yükseköğretim Kanununun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar bu hükmün dışındadır (3359 s. Kanun ek md. 18/1).
Bu soruşturmalarda soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Kurul, özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapanlar bakımından il sağlık müdürlüklerindeki başkan veya yardımcılarını ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir (3359 ek md. 18/1).
4483 sayılı Kanunun 7. maddesindeki soruşturma izni süreleri bu soruşturmalarda iki kat olarak uygulanır; Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir (3359 ek md. 18/1).
Kurul, Sağlık Bakanınca belirlenen bakan yardımcısı, ilgili genel müdürler veya yardımcıları ile biri dahilî, diğeri cerrahi branştan profesör veya doçent unvanlı iki hekimden oluşan yedi üyeli bir yapıdır; başkanı bakan yardımcısıdır (3359 ek md. 18, dördüncü fıkra).
4483 sayılı Kanuna göre ön inceleme ve izin
Kanun, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli genel hükümlere tabidir; disiplin hükümleri saklıdır (4483 s. Kanun md. 2).
Cumhuriyet başsavcıları, kanun kapsamındaki bir suça ilişkin ihbar veya şikâyet aldıklarında, ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka işlem yapmadan ve ilgili görevlinin ifadesine başvurmadan evrakın örneğini yetkili makama göndererek soruşturma izni isterler (4483 md. 4/1).
İhbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, kişi veya olay belirtilmesi, ciddi bulgu ve belgelere dayanması ve dilekçede doğru ad, soyad, imza ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur; bu şartları taşımayanlar işleme konulmaz. İddialar sıhhati şüpheye yer vermeyecek belgelerle ortaya konmuşsa kimlik ve adres doğruluğu şartı aranmaz (4483 md. 4/3–4).
İzin vermeye yetkili merci ön inceleme başlatır; daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme varsa, sonucu etkileyecek yeni belge sunulmadıkça müracaat işleme konmaz (4483 md. 5).
Ön inceleme yapan kişi veya kişiler, hakkında inceleme yapılanın ifadesini de alarak bilgi ve belgeleri toplar ve görüşlerini içeren bir rapor düzenler; yetkili merci bu rapor üzerine gerekçeli olarak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir (4483 md. 6).
Yetkili merci kararını, ön inceleme dâhil, suçun öğrenilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde verir; bu süre zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir (4483 md. 7). Tıbbi işlem soruşturmalarında bu süreler iki kat uygulanır (3359 ek md. 18/1).
Soruşturma izni, iddia konusu olaylarla bunlara bağlı olarak ileride ortaya çıkabilecek konuları kapsar; tamamen ayrı bir suç niteliğinde fiil ortaya çıkarsa yeniden izin gerekir, suçun hukuki niteliğinin değişmesi ise yeniden izin gerektirmez (4483 md. 8).
İzin verilmesi kararına karşı ilgili görevli, verilmemesi kararına karşı Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz edebilir; itiraz süresi kararın tebliğinden itibaren on gündür (4483 md. 9). İzin kesinleşirse dosya yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve soruşturma genel hükümlere göre yürütülür (4483 md. 11, 12).
İhbar veya şikâyetin, ihbar veya şikâyet edileni mağdur etmek amacıyla uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı anlaşılırsa haksız isnatta bulunanlar hakkında re'sen soruşturmaya geçilir; görevlinin genel hükümlere göre tazminat davası açma hakkı saklıdır (4483 md. 15).
Mali sorumluluk
Tazminat, rücu ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası (3359 ek md. 18'in ikinci ve üçüncü fıkraları dâhil) ayrı sayfada ele alınmıştır (bkz. Hekimin mesleki sorumluluğu: zorunlu mali sorumluluk sigortası, tazminat ve rücu).
Değişiklik geçmişi
TCK md. 89'un birinci fıkrasındaki "üç aydan bir yıla" ibaresi "dört aydan iki yıla", dördüncü fıkrasındaki "altı aydan üç yıla" ibaresi "dokuz aydan beş yıla" olarak 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunun 17. maddesiyle değiştirilmiştir (RG 25.12.2025 / 33118; ilgili madde yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir).
TCK md. 85/1 ve 85/2'deki "üç yıldan" ibareleri 31/3/2005 tarihli 5328 sayılı Kanunla "iki yıldan" olarak değiştirilmiştir; md. 89/5 6/12/2006 tarihli 5560 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Konsolide metinde md. 22, 83 ve 98'e ilişkin değişiklik dipnotu yoktur.
4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanun TCK'nın 35, 86, 87, 106 ve 179. maddelerini değiştirmiştir; bu sayfadaki maddelere dokunmamıştır. Konsolide metnin değişiklik tablosunda daha sonraki 7589 (md. 158) ve 7593 (md. 31, 233) sayılı Kanunlar da bu sayfadaki maddeleri değiştirmemektedir. İncelenen metinlerde hekim veya sağlık çalışanına özgü bir ceza sorumluluğu değişikliği bulunmamıştır.
3359 sayılı Kanunun ek 18. maddesi 12/5/2022 tarihli 7406 sayılı Kanunla eklenmiş, 21/2/2024 tarihli 7496 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Konsolide metindeki dipnota göre Anayasa Mahkemesinin 30/11/2023 tarihli, E.2022/90, K.2023/201 sayılı kararıyla maddenin dördüncü fıkrası, ikinci fıkradaki "Devlet üniversitelerinde" ibaresi yönünden iptal edilmiştir.
4483 sayılı Kanunda son değişiklik 8/5/2025 tarihli 7547 sayılı Kanunla 3, 12, 13. maddeler ve geçici 4. maddede yapılmıştır (unvan değişiklikleri); ön inceleme, süre ve itiraz hükümleri (md. 4–9) bu değişiklikten etkilenmemiştir.
Not
Bu sayfa 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 20–22, 83, 85, 88, 89 ve 98. maddeleri, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 18. maddesi ve 4483 sayılı Kanunun olgusal özetidir; hukuki görüş değildir. Yargı kararları ve öğreti yorumu sayfaya alınmamıştır. Uyuşmazlıkta resmî metin esastır.
Mesleki Sorumluluk Kurulunun çalışma usulünü düzenleyen Sağlık Bakanlığı yönetmeliği bu sayfanın hazırlanmasında okunmadığı için yönetmelik hükümleri sayfaya alınmamıştır.
Kaynaklar
- [R1] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, güncel metin (md. 20–22, 75, 83, 85, 88, 89, 98; değişiklik tablosu)
- [R2] 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, güncel metin (RG 04.12.1999 / 23896)
- [R3] 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, güncel metin (ek md. 18)
- [R4] 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı KHK'de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmî Gazete 25.12.2025 / 33118 (md. 17)