Kalp ve damar hastalıklarının genellikle ileri yaşlarda ortaya çıktığı düşüncesi, yapılan yeni bir bilimsel çalışmayla sarsıldı. Araştırma sonuçları, henüz 20'li yaşlarının başında olan genç yetişkinlerin yaklaşık yüzde 80'inde damar sertliğinin ve damar yapısındaki erken dönem hasarların (karotis damar duvarı kalınlaşması) şimdiden şekillenmeye başladığını ortaya koyuyor. Yaş ortalaması 23 olan katılımcıların karotid damarlarındaki kalınlaşma seviyeleri, tıp dünyasında çok daha ileri yaş gruplarında görmeye alışık olunan değerlerle benzerlik gösteriyor.
Çalışma detaylarında; katılımcıların büyük bir kısmında kardiyovasküler, metabolik ve böbrek sistemlerini kapsayan CKM (Kardiyovasküler-Böbrek-Metabolik) sendromunun erken evrelerinin mevcut olduğu görüldü. Fazla kiloluluk, yüksek kan şekeri, insülin direnci ve tansiyon gibi metabolik risk faktörlerinin aşamalı olarak bir araya gelmesi, henüz klinik olarak belirgin bir kalp hastalığı teşhisi konulmamış gençlerde dahi beyne ve hayati organlara kan taşıyan ana damarların yapısını bozmaya başlıyor.
Uzmanlar, bu ürkütücü tablonun ana nedenleri arasında yetersiz ve dengesiz beslenme, fiziksel hareketsizlik, kalitesiz uyku ve erken yaşta başlayan yüksek biyolojik stresi işaret ediyor. Araştırmacılar, genç nüfusta beslenme kalitesi ve günlük hareket puanlarının oldukça düşük seviyelerde seyrettiğini, bu durumun da damar iç çeperlerinde sessizce ilerleyen mikro iltihaplanma ve plaka birikimlerini hızlandırdığını vurguluyor.
Bilim insanları, 20'li yaşlarda tespit edilen bu erken damar hasarlarının geri döndürülemez bir kader olmadığını, ancak acil yaşam tarzı müdahaleleri gerektirdiğini altını çizerek belirtiyor. Kalp sağlığı koruma stratejilerinin orta yaşları beklemeden 20'li yaşların başından itibaren başlatılması gerektiği ifade edilirken; işlenmiş gıdalardan uzak durulması, düzenli egzersiz yapılması ve metabolik değerlerin takip edilmesiyle damar sağlığının yeniden kazanılabileceği hatırlatılıyor.