Yeni bir araştırma, Afrika kökenli kadınların erken başlayan veya agresif türde meme kanserlerine biyolojik olarak daha yatkın olabileceğini ortaya koydu. Beyaz kadınlarda meme kanseri daha yaygın görülse de, siyah kadınlarda özellikle 50 yaş altı grupta daha ölümcül seyreden “üçlü negatif meme kanseri” gibi agresif türlerin daha sık ortaya çıktığı ve ölüm oranlarının iki kat fazla olduğu belirtildi.
Notre Dame Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, “PZP hücreleri” adı verilen özel bir hücre popülasyonunun bu farkta rol oynayabileceği bulundu. Bu hücrelerin, Afrika kökenli kadınların sağlıklı meme dokularında, Avrupa kökenli kadınlara kıyasla doğal olarak daha yüksek oranlarda bulunduğu ve kanser gelişimini tetikleyebilecek sinyaller gönderdiği tespit edildi.
PZP hücreleri, meme dokusundaki epitel hücrelerini harekete geçirerek onların çevre dokuya yayılmasına neden olan invaziv bir davranışa geçmesini sağlıyor. Araştırmada bu hücrelerin, meme kanserlerinde sıkça aşırı aktif olan AKT isimli bir protein aracılığıyla epitel hücreleri aktif hale getirdiği ve tümör yayılımına katkı sağladığı gösterildi.
Araştırmacılar, meme kanseri tedavisinde kullanılan ve AKT proteinini baskılayan capivasertib adlı ilacın, PZP hücrelerinin bu etkilerini önemli ölçüde azalttığını belirtti. Bu da ilacın, özellikle erken evrede müdahalede etkili olabileceğini ortaya koydu.
Sonuç olarak, çalışma; meme kanserine yatkınlıkta yalnızca sosyoekonomik etkenlerin değil, biyolojik ve genetik farkların da önemli rol oynadığını ortaya koyarak, klinik çalışmalar ve taramalarda daha kapsayıcı, ırklar arası farklılıkları dikkate alan stratejilerin gerekliliğine dikkat çekti.