Uzun yaşam (longevity) ve hücresel yaşlanma alanında yürütülen heyecan verici yeni bir bilimsel araştırma, halihazırda akciğer fibrozu tedavisinde kullanılan bir ilacın biyolojik yaşı geriletme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koydu. Yayımlanan çalışmaya göre, doku sertleşmesini ve hücresel skarlaşmayı engellemek amacıyla geliştirilen bu terapötik molekül, hücresel düzeydeki epigenetik yaş saatlerini yavaşlatarak biyolojik yaş göstergelerinde anlamlı bir düşüş sağladı.
Çalışma kapsamında, ilacı kullanan hastaların kan numuneleri ve hücresel doku örnekleri üzerinden DNA metilasyon modellerini ölçen epigenetik yaş saatleri (Horvath saati vb.) detaylıca incelendi. Elde edilen veriler, ilacın kronik iltihaplanma ve fibrozisi baskılamanın yanı sıra, hücrelerin kronolojik yaşından daha genç bir biyolojik profil sergilemesine yardımcı olduğunu gösterdi. Tedavi sürecinde hücrelerin DNA hasar yanıtlarının düzeldiği ve hücresel yaşlanma (senesens) işaretçilerinin azaldığı saptandı.
Biyogerontoloji ve göğüs hastalıkları uzmanları, akciğer fibrozu gibi kronik ve yıpratıcı hastalıklarda hücresel yaşlanmanın son derece hızlı gerçekleştiğini hatırlatıyor. İlacın senolitik (yaşlanmış hücreleri temizleyici) veya senomorfik (yaşlanmış hücrelerin zararlı salgılarını engelleyici) benzeri bir etki göstererek doku mikroçevresini gençleştirdiği belirtiliyor. Bu durum, doku harabiyetini durdururken organ fonksiyonlarının da hücresel düzeyde korunmasını açıklıyor.
Bilim insanları, bu bulguların onaylı ve güvenilirlik profili bilinen ilaçların yaşlanma karşıtı (anti-aging) amaçlarla yeniden konumlandırılması (drug repurposing) açısından büyük bir umut vaat ettiğini vurguluyor. İlacın sadece akciğer dokusuyla sınırlı kalmayıp sistemik biyolojik yaşı ne ölçüde etkilediğini ve daha geniş hasta gruplarında nasıl sonuçlar vereceğini netleştirmek adına uzun süreli klinik takip çalışmalarının yapılması gerektiği ifade ediliyor.