Uzun yaşam (longevity) ve hücresel gençleşme alanında çığır açan yeni bir araştırma, yaşlanmanın en büyük nedenlerinden biri kabul edilen protein hasarının yapay enzimler vasıtasıyla geri döndürülebileceğini kanıtladı. Calico, Revel Pharmaceuticals ve Colorado Üniversitesi araştırmacılarının ortaklığıyla yürütülen ve Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, bugüne kadar "Geri döndürülemez" gözüyle bakılan yaşa bağlı hücresel bozulmaların temizlenebileceğini göstererek gerososyal bilimlerde tarihi bir kavramsal kanıta (proof-of-concept) imza attı.
Vücudumuzdaki kollajen gibi uzun ömürlü proteinler, yıllar içinde şeker molekülleriyle rastgele tepkimeye girerek "İleri Glikasyon Son Ürünleri" (AGE) adı verilen zararlı birikintiler oluşturuyor. Dokularda sertleşmeye, fonksiyon kaybına ve kronik iltihaplanmaya yol açan bu moleküler hasar, hücresel yaşlanmanın en temel tetikleyicilerinden biri olarak biliniyor. Bilim insanları, yönlendirilmiş evrim (directed evolution) tekniklerini kullanarak Calidithermus roseus bakterisinden elde ettikleri bir enzimi laboratuvarda yeniden tasarladı ve insan vücudundaki en yaygın AGE türünü parçalayabilen "CMLase" isimli özel bir yapı geliştirdi.
Geliştirilen bu biyolojik "çim biçme makinesi" niteliğindeki enzim; kollajen, hemoglobin ve retina dokuları da dahil olmak üzere fizyolojik açıdan kritik proteinler üzerinde test edildi. Elde edilen çarpıcı bulgulara göre, tasarlanmış enzim moleküler düzeydeki yaşlanma birikintilerini başarıyla temizleyerek 75 yaşındaki bir insan doku donoründen alınan protein hasar seviyesini 31 yaşındaki bir bireyin seviyelerine kadar geriletti. Enzim, hasarlı proteini orijinal amin yapısına geri döndürerek dokunun işlevselliğini yeniden kazandırdı.
Bu tarihi keşif, yaşlanmayı sadece yavaşlatmakla kalmayıp hücresel düzeyde geri çevirmeyi hedefleyen yeni nesil gençleştirme tedavilerinin önünü açıyor. Araştırmacılar, geliştirilen bu enzim teknolojisinin özellikle şeker hastaları gibi hızlı AGE birikimi yaşayan risk gruplarında ve kronik yaşlılık hastalıklarında "tek dozluk" köklü bir temizlik tedavisi olarak kullanılabileceğini öngörüyor. Çalışmaların klinik aşamaya taşınması halinde, insan ömrünü ve sağlık kalitesini uzatacak biyoteknolojik müdahalelerde yepyeni bir dönem başlayacak.