Yeni bir UC San Francisco çalışması, doğum yaptıktan sonra idrar kaçırma sorunu yaşayan kadınların, fizik tedaviden aldıkları rahatlamanın aynısını teletıptan da sağlayabileceğini ortaya koydu. Bu araştırma, teletıp ile yüz yüze pelvik fizik tedavisini karşılaştıran ilk çalışma olma özelliği taşıyor ve milyonlarca kadını etkileyen bu durumun tedavisi için yeni yolların önünü açıyor. Araştırmanın sonuçları, Journal of Women's and Pelvic Physical Therapy'nin Nisan 2025 sayısında yayınlandı.
UCSF Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bilimleri Bölümü'nde doçent ve kadın sağlığı klinik uzmanı Jennifer Kinder, “Bu çalışma, stres üriner inkontinansının tedavisinde teletıbbın etkinliği ve genel memnuniyeti hakkında değerli ön kanıtlar sunmaktadır.” dedi. Kinder, bu bulguların doğum sonrası anneler için daha erişilebilir ve uygun fiyatlı bakım oluşturmada önemli bir adım olduğunu vurguladı. Stres inkontinansı doğumdan uzun süre sonra da devam edebilirken, önümüzdeki yirmi yıl içinde 43 milyon kadının bir tür pelvik taban disfonksiyonu yaşayacağı tahmin ediliyor.
İnkontinans genellikle doğumdan sonra başlar. İlk vajinal doğum yapan kadınların %30'a varan bir kısmında inkontinans gelişebilir ve tedavi edilmezse kronikleşebilir. Önceden var olan durumlar da doğum eylemiyle kötüleşebiliyor. Fizik tedavi bu durumun tedavisine yardımcı olabilir ancak sınırlı çocuk bakımı ve ev dışında çalışma zorunluluğu bazı kadınların tedaviye ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu çalışmada 30 kadın rastgele bir şekilde teletıp veya yüz yüze bakım almak üzere iki gruba ayrıldı. Katılımcıların ortalama doğum sonrası süresi 1,5 yıl, ortalama yaşı 37, ortalama doğum sayısı ikiydi ve genel sağlık durumları iyiydi.
Kadınlar, dört haftalık çalışma boyunca, çalışmanın bitiminden beş hafta ve bir yıl sonra semptomlarını bildirdiler.
Çalışma sona erdikten bir yıl sonra bile tüm kadınların semptomlarında önemli iyileşmeler görüldü ve bu iyileşmeler her iki grupta da benzerdi. Bu sonuçlar, teletıbbın doğum sonrası idrar kaçırması yaşayan kadınlar için fizik tedaviye etkili bir alternatif olabileceğini ve daha fazla kadının bu yaygın soruna karşı tedaviye erişimini kolaylaştırabileceğini gösteriyor.