Ergenlik çağındaki gençlerin günlük yaşamda sıklıkla kullandığı kişisel bakım ve kozmetik ürünleri üzerine yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, endokrin bozucu kimyasallara maruz kalma oranlarındaki artışı gözler önüne serdi. Yayımlanan çalışmaya göre, şampuan, vücut losyonu, deodorant ve makyaj malzemeleri gibi yaygın kullanılan ürünler; ftalatlar, parabeller ve fenoller gibi hormonal sistemi etkileyebilen sentetik bileşikleri yüksek oranlarda içeriyor. Uzmanlar, büyüme ve gelişme çağındaki gençlerin bu kimyasallara sürekli maruz kalmasının uzun vadeli sağlık riskleri taşıdığını vurguluyor.
Araştırma kapsamında, ergen yaştaki katılımcıların idrar numuneleri ve günlük bakım rutinleri detaylı incelemeye alındı. Elde edilen veriler, günde birden fazla kişisel bakım ürünü kullanan gençlerin vücudundaki endokrin bozucu kimyasal seviyelerinin, daha az ürün kullanan akranlarına kıyasla belirgin şekilde yüksek olduğunu gösterdi. Özellikle makyaj ürünleri ve kokulu vücut spreyi kullanan genç kızlarda fitalat ve paraben konsantrasyonlarının tepe noktaya ulaştığı saptandı.
Çevre sağlığı ve toksikoloji uzmanları, ergenlik döneminin hormonal dengenin ve üreme sisteminin şekillendiği son derece hassas bir gelişim evresi olduğuna dikkat çekiyor. Vücuda cilt yoluyla giren endokrin bozucu maddelerin; tiroit fonksiyonlarını bozabileceği, erken ergenliği tetikleyebileceği ve ilerleyen yaşlarda metabolik ile üreme sağlığı sorunlarına zemin hazırlayabileceği belirtiliyor. Birçok gencin ve ebeveynin, "doğal" veya "organik" etiketiyle satılan ürünlerin dahi bu kimyasalları barındırabileceğinden habersiz olduğu ifade ediliyor.
Bilim insanları ve halk sağlığı savunucuları, ergenlerin kişisel bakım ürünleri kullanımında daha bilinçli hale getirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Temiz içerikli ve kimyasal yükü az olan ürünlerin tercih edilmesi, günlük kullanılan ürün sayısının azaltılması ve etiketteki içerik listelerinin dikkatle okunması öneriliyor. Eş zamanlı olarak, kozmetik sektöründe fitalat ve paraben gibi koruyucuların kullanımına yönelik yasal düzenlemelerin ve denetimlerin sıkılaştırılması çağrısında bulunuluyor.