Yaşlanma ve sirkadiyen ritim alanında yürütülen yeni bir uluslararası araştırma, günün erken saatlerinde ışığa maruz kalmanın yaşlanan biyolojik saatin dengede tutulmasında kritik bir rol oynadığını ortaya koydu. Amsterdam, Bologna ve Tartu'dan 63 ila 92 yaşları arasındaki 202 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilen klinik çalışma, sabah saatlerinde alınan parlak ışığın, yaşlı bireylerin dinlenme ve aktivite döngülerini belirgin şekilde daha düzenli hale getirdiğini kanıtladı.
Yaş ilerledikçe göz yapısındaki doğal değişimler ve azalan hareketlilik, biyolojik saati düzenleyen ışık sinyallerinin beyne daha zayıf ulaşmasına neden oluyor. Araştırmacılar, özellikle şehirlerde yaşayan ve zamanının çoğunu kapalı mekanlarda geçiren yaşlı yetişkinlerin yetersiz gündüz ışığı aldığını vurguluyor. Yapılan deneylerde, lamba kullanımına sabahın erken saatlerinde başlayan katılımcıların dinlenme-aktivite ritimlerindeki bölünmelerin azaldığı ve gün içi hareketlilik seviyelerinin yükseldiği saptandı.
Uyku ve kronobiyoloji uzmanları, gündüz ışığının sadece görmeyi sağlamadığını; uyku kalitesinden hormon salınımına, vücut sıcaklığından günlük metabolik aktivitelere kadar tüm biyolojik süreçleri senkronize ettiğini hatırlatıyor. Sabah saatlerinde alınan ışık desteğinin, biyolojik saatin kaymasını önleyerek vücudun hücresel düzeydeki ritmini koruduğu ve yaşlılıkta sık görülen uyku bozuklukları ile parçalanmış dinlenme döngülerini iyileştirdiği ifade ediliyor.
Bilim insanları, elde edilen bu bulguların yaşlı bakımında ve kamu sağlığı politikalarında ilaç dışı, düşük maliyetli ve son derece etkili bir yöntem sunduğunu belirtiyor. Kapalı mekanlarda sabah ışığı terapisinin veya erken saatlerde açık havada vakit geçirmenin, yaşlı bireylerde sağlıklı yaşlanmayı desteklemek adına bakım evleri ve günlük yaşam rutinlerine entegre edilmesi gerektiği vurgulanıyor.