30 Saniyede Özet
Sevdiğiniz birini kaybettiğinizde hissettikleriniz bir hastalık değildir. Yas, kayba verilen doğal bir insan tepkisidir. Popüler beş aşama anlatısının aksine bu süreç düzenli bir sırayla ilerlemez; ileri geri gidip gelir. Dalgalar hâlinde gelir, başlangıçta yoğundur ve zamanla daha aralıklı hâle gelir. Yoğun özlem ve günlük hayatı sürdürememe hâli beklenenden çok daha uzun sürerse profesyonel destek gerçekten yardımcı olur.
Yasın Doğru Bir Takvimi Yok
En sık duyduğunuz soru muhtemelen şudur: "Ne zaman geçecek?" Bu sorunun herkes için geçerli bir cevabı bulunmuyor.
Kaybın niteliği, ilişkinin derinliği ve olayın ani olup olmaması süreci değiştirir. Kişinin destek çevresi de belirleyicidir. Kültürel gelenekler yasın nasıl yaşandığını ayrıca biçimlendirir.
Beş aşama modeli aslında bir reçete olarak tasarlanmadı. Onu bir kontrol listesi gibi kullanmak, insanları "yanlış yapıyorum" hissine sürükler. Öfkeyi kabullenmeden önce yaşamak da, hiç öfke duymamak da olağandır.
Bazı insanlar erken dönemde hiçbir şey hissetmez. Uyuşukluk ve inanamama hâli de bu sürecin parçasıdır. Ağlayamamak, sevmemek anlamına gelmez.
Aynı evde yaşayan iki kişi bile aynı şekilde yas tutmaz. Biri konuşarak, diğeri işe gömülerek baş edebilir. Bu fark çoğu zaman yanlış anlaşılır ve kırgınlık yaratır. Farklı olmak, daha az üzülmek demek değildir.
Yas Neden Dalgalar Hâlinde Gelir?
İlk haftalarda acı neredeyse süreklidir. Sonra araları açılır. İyi bir gün geçirirsiniz, ardından beklenmedik bir an sizi yere serer.
Bir koku, bir şarkı, sokakta benzer bir yürüyüş yeterlidir. Bunlar yıllar sonra bile ortaya çıkabilir.
Bu geri dönüşler bir gerileme değildir. Yasın nasıl çalıştığının parçasıdır. Yıl dönümleri, doğum günleri ve bayramlar özellikle zorlayıcı olur.
O günleri önceden planlamak yükü hafifletir. Nerede ve kiminle olacağınızı önceden düşünmek belirsizliği azaltır. Kimseyle olmamayı seçmek de geçerli bir tercihtir.
İyi bir gün geçirdiğinizde suçluluk hissedebilirsiniz. Gülmek ya da keyif almak, kaybettiğiniz kişiye ihanet değildir.
Suçluluk ve öfke de bu tablonun sık görülen parçalarıdır. "Keşke şunu yapsaydım" düşüncesi neredeyse herkeste belirir. Bazen öfke, kaybettiğiniz kişiye ya da doktorlara yönelir. Bu duygular rahatsız edicidir ama olağandışı değildir.
Bedende Neler Olur?
Kayıp yalnızca duygusal değildir. Beden de tepki verir ve bu tepkiler çoğu kişiyi endişelendirir.
- Uykuya dalmakta zorlanma ya da sık uyanma.
- İştahın belirgin şekilde azalması veya artması.
- Sürekli yorgunluk ve halsizlik.
- Göğüste sıkışma ya da baskı hissi.
- Odaklanma ve hatırlama güçlüğü.
- Nedensiz görünen baş ve kas ağrıları.
Bazı insanlar kaybettiği kişinin sesini duyduğunu ya da varlığını hissettiğini söyler. Bu deneyim erken dönemde sık bildirilir ve tek başına bir sorun işareti sayılmaz.
Yine de bedensel belirtileri görmezden gelmeyin. Göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da uzun süren şikâyetler için bir hekime muayene olun. Var olan bir hastalığınız varsa ilaçlarınızı aksatmamaya çalışın.
Uzamış Yas Ne Demek?
Ruh sağlığı alanında tanımlanan bir kavram var: uzamış yas bozukluğu. Bu tanım, insanları yargılamak için değil, destek gerekenleri fark etmek için kullanılır.
Beklenen şey acının tamamen bitmesi değildir. Zamanla hayatın yavaş yavaş geri gelmesidir. Uzamış tabloda ise yoğun özlem devam eder.
Bu tabloda kişi sürekli kaybettiği insanla meşguldür. Günlük işleri yürütmekte belirgin zorluk yaşar. İlişkiler, iş ve temel bakım uzun süre aksar.
Süre eşiği, kullanılan sınıflandırma sistemine göre değişir. DSM-5-TR yetişkinlerde kayıptan en az bir yıl geçmesini arar. Aynı el kitabı çocuk ve ergenlerde bu süreyi altı ay olarak belirler. Türkiye'deki klinik kodlamada kullanılan ICD-11 ise en az altı ay der.
Yani tek bir doğru takvim yoktur. Bu sayılar bir sınav notu değildir. Kişinin kültürel bağlamı ve yas gelenekleri de hesaba katılır.
Bazı durumlar bu tablonun ihtimalini artırır. Ani ve beklenmedik kayıplar, çocuk kaybı ve şiddet içeren ölümler bu gruptadır. Yalnız yaşamak ve destek çevresinin zayıf olması da etkilidir. Bunlar kesin bir sonuç değil, yalnızca dikkatli olma nedenidir.
Şunu net söylemek gerekir: destek almak için bu süreleri beklemeniz gerekmez. Zorlandığınız herhangi bir anda başvurmak tamamen meşrudur.
Daha Erken Destek Gerektiren İşaretler
Bazı durumlar beklemeye uygun değildir. Aşağıdakiler varsa bir uzmana ulaşın.
- Günlük yaşamı hiç sürdürememe; işe, okula ya da temel bakıma devam edememe.
- Baş etmek için artan alkol ya da madde kullanımı.
- Sürekli süren umutsuzluk hissi.
- Kendine zarar verme düşünceleri.
- Yaşamak istememeye dair düşünceler.
Son iki madde acil kabul edilir. Böyle düşünceler varsa bunları tek başınıza taşımayın. Güvendiğiniz birine söylemek ilk ve en önemli adımdır.
Acil: Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa hemen 112'yi arayın. Türkiye'de ALO 183 hattını da günün her saatinde ücretsiz arayabilirsiniz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı bu hat psikososyal destek ve yönlendirme sunar.
Bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek zayıflık göstergesi değildir. Yas danışmanlığı ve psikoterapi bu alanda etkili yöntemler sunar.
Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız aile hekiminize danışabilirsiniz. Sizi uygun bir uzmana yönlendirir ve gerekirse ek değerlendirme yapar. Bazı hastanelerde yas destek grupları bulunur.
Telefonla konuşmak size daha kolay geliyorsa ALO 183 açık bir kapıdır. Ücretsizdir, gece gündüz hizmet verir ve psikososyal destek sağlar. Belediyelerin ve derneklerin danışma hatları da bir seçenektir.
Gerçekten Yardımcı Olan Şeyler
Klişelerin dışında, pratikte işe yarayan birkaç yaklaşım var. Hepsini birden denemek zorunda değilsiniz.
Uyku ve yemek düzenini asgari düzeyde de olsa korumaya çalışın. Yas yorgunluğu bedensel bakımı ilk terk edilen şey hâline getirir. Küçük ve sık öğünler iştahsız dönemlerde daha kolaydır.
Anıları saklamanın somut bir yolunu bulun. Fotoğraf kutusu, bir defter ya da kaybettiğiniz kişiye yazılmış mektuplar bazı insanlara iyi gelir. Bunları kimseye göstermek zorunda değilsiniz.
Yürüyüş gibi hafif hareket, ruh hâline sanıldığından fazla katkı sağlar. Amaç spor yapmak değil, bedeni hareketle biraz açmaktır. Günde on beş dakika bile bir başlangıçtır.
Aynı kaybı yaşayanların bulunduğu destek grupları izolasyonu kırar. Anlaşılmak, tavsiye almaktan çoğu zaman daha çok işe yarar.
Büyük kararları erteleyin. Ev satmak, iş değiştirmek ya da şehir değiştirmek gibi seçimler için birkaç ay beklemek genellikle daha iyidir.
Eşyaları ne zaman toplayacağınıza da siz karar verin. Bu konuda acele ettiren tavsiyeleri dikkate almak zorunda değilsiniz.
Çocuklar da yas tutar ve bunu farklı gösterirler. Oyunla, sorularla ve bazen davranış değişiklikleriyle ifade ederler. Onlara yaşına uygun ve açık bir dille gerçeği anlatın. Belirsiz ifadeler, çocukları daha çok kaygılandırır.
Yas Tutan Birine Nasıl Yaklaşılır?
Doğru cümleyi bulmaya çalışırken çoğu kişi hiçbir şey söylemez. Oysa sessiz kalmak, yanlış cümleden daha çok incitir.
- Orada olun; konuşmasanız da yanında oturmak yeterlidir.
- Kaybedilen kişinin adını söyleyin, anılarından bahsedin.
- "Bir şey lazım olursa ara" yerine somut öneri yapın; yemek getirin, çocuğu okuldan alın.
- Acele ettirmeyin ve süre biçmeyin.
- Ağlamasına izin verin, konuyu değiştirmeye çalışmayın.
Kaçınılması gerekenler de var. "Artık devam etmelisin", "en azından acı çekmedi" ya da "her şeyin bir sebebi var" gibi cümleler teselli etmez. Bunlar çoğu zaman karşınızdaki kişiyi yalnızlaştırır.
Kendi kayıp hikâyenizi anlatmaya girişmeyin. İyi niyetli olsa da konuyu ondan uzaklaştırır. Dinlemek, paylaşmaktan daha değerlidir.
Aylar sonra da arayın. Cenazeden sonraki ilgi hızla azalır, oysa asıl zorluk çoğu zaman o dönemde başlar. Takvime bir hatırlatma koymak bile fark yaratır.
Yıl dönümünü hatırladığınızı belli edin. Kısa bir mesaj bile o gün için büyük bir destektir. Kaybedilen kişinin adını anmaktan çekinmeyin. Yasta olan çoğu insan, bu ismin unutulmasından korkar.
Son olarak kendinize de alan tanıyın. Yas tutan birine destek olmak yorucudur ve sizi de etkiler. Kendi sınırlarınızı bilmek, uzun vadede daha faydalı olmanızı sağlar.
Kaynaklar
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi tavsiye yerine geçmez.