Koruyucu Önlemlerle İlgili Sosyal İkilemler Covid-19 Mücadelesini Etkiliyor

SARS-CoV-2 virüsünün bulaşmasına karşı uygun koruyucu davranışları benimsemeye direnen kişilerin psikososyal profili, salgınların önlenmesi konusunda değerli bilgiler sağlıyor.

Bulaşıcı hastalıklara karşı koruyucu önlemlerin nasıl benimsendiğini anlayabilmemiz ve ardından doğru önleyici yaklaşımları tanımlayabilmemiz için bu psikolojik ve sosyal profilleri bilmemiz gerekiyor. Koronavirüs krizinin en başında(Kısıtlayıcı önlemler alınmadan önce) Cenevre Üniversitesi'nden (UNIGE) bir sağlık davranışı uzmanları ekibi, koruyucu önlemlerin benimsenmesi hakkında büyük miktarda veri toplamayı başardı. Applied Psychology: Health and Well-Being dergisinde yayınlanan araştırmada Cenevre psikologları, İngiltere'deki insanların ülkelerinde tavsiye edilen önlemleri nasıl izlediklerini analiz ettiler.

Çalışma, sosyal ikilem olarak bilinen, başkalarının davranışlarının bireysel karar alma sürecini nasıl etkilediğine odaklanıyor. Hastalığın tehlikeli olduğunu düşünmek veya savunmasızlık duyguları gibi COVID-19 hakkındaki inançların, bir bireyin koruyucu önlemler alıp almama üzerinde çok az etkisi olduğunu gösteriyor. Bu önlemleri alma olasılığı en düşük olan kişiler, başkaları tarafından alınan önlemlerin kendi önlemlerini almalarına gerek olmadığı anlamına geldiğine inananlardır. Bu psikososyal profiller(Çalışmada tanımlanan diğerlerinin yanı sıra), daha etkili önleme mesajları oluşturmak için olası çözümler gerektiğini gösteriyor.

Bir topluluğa olumlu bir katkıda bulunmak söz konusu olduğunda insan davranışının daha iyi anlaşılması, daha uygun önleme tedbirleri ve iletişim mesajları geliştirmek için kullanılabilir. Bu, ekolojik sorunlar ve kan bağışı için çok yararlı olan bir davranış analizi biçimidir.

Lisa Moussaoui, çalışmanın ilk yazarı olmasının yanı sıra UNIGE Psikoloji ve Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde (FPSE) sağlık psikolojisi araştırma grubunda öğretim görevlisi ve araştırma görevlisidir. İsviçre Federal Halk Sağlığı Dairesi 13 Mart 2020'de yarı kilitlenme getireceğini açıkladığında, yaklaşımı şöyle açıklıyor: "Önleyici müdahalelerin yapılabilmesi için insanların nasıl karar verdiklerini ve davrandıklarını anlamaya çalışıyoruz" .

Birleşik Krallık'ı model olarak kullandılar

Cenevre psikologları, İsviçre'den farklı olarak henüz tecrit edilmemiş olan Birleşik Krallık'a döndüler. Böylece davranışları resmi önlemler yürürlüğe girmeden önce analiz edebildiler.  Yapılan çalışmada ilk belirleyici aşamalara odaklanabildiler. İngiliz sağlık otoriteleri tarafından önerilen önleyici tedbirlerin benimsenmesinin izlenmesine ilişkin bir dizi soruyu içeren çalışmanın temeli 1006 Birleşik Krallık vatandaşından oluşmuştur. UNIGE'de doktora öğrencisi ve çalışmanın ortak yazarı Nana Ofosu, "Çalışmada COVID-19'a karşı algılanan savunmasızlık, hastalığın algılanan ciddiyeti ve bir dizi başka inanç gibi değişkenleri ölçtük" diyor.

Psikologlar, önleyici tedbirlerin nüfusun büyük bir kesimi tarafından kendiliğinden benimsendiğini gözlemlediler. Bu bilinen bir fenomendir. İnsanları bir tehlikenin varlığı hakkında bilgilendirmek, davranışta büyük ve hızlı bir değişiklik meydana getirmek için yeterlidir. Aynı şeyi AIDS pandemisi gibi diğer trajik durumlarda da gördük. Ancak, buna rağmen. FPSE profesörü ve çalışmanın ortak yazarı Olivier Desrichard, "her şeyde direniş cepleri var" diyor.

Eğitim seviyesi, aile ortamı, yaş ve bölgede ilan edilen vaka sayısı davranışları etkilemiyor. Moussaoui, "Bu gençler gibi nüfusun belirli kategorilerinin talimatlara diğerlerinden daha az uyduğu yönündeki söylentilerle çelişen bir sonuç" diye ekliyor.

Eğer bunu başka kimse yapmıyorsa, neden çaba gösteren tek kişi ben olayım?

Çalışma katılımcıları bu soruya ne kadar çok katılırsa, önleyici tedbirleri o kadar az benimsemişlerdir. Başka bir faktör de onların benimsenmesini olumsuz yönde etkiliyor. Bu duruma kovaya bırakma fenomeni(Kendi katkınızın tehlikenin boyutuyla karşılaştırıldığında anlamsız olduğu hissi) deniliyor. Son olarak çalışma, katılımcıların mesleki ilişkiler gibi ne kadar çok sosyal temas kurarsa, doğru eylemleri benimsemeleri için ilham vermemiş olsa da, kendilerini o kadar savunmasız hissettiklerini vurgulamaktadır.

Çalışma, sosyal ikilemlerin davranışı etkilediğini doğrulamaktadır. Bu psikososyal yaklaşım, virüsün tehlikeli doğasına ve talimatlara uymanın önemine odaklanan COVID-19 hakkında bilgilerin iletilme şekline ilginç bir karşı nokta sunar. Amaçlanan hedefi kaçırmamak için önleyici bir eyleme geçmeden önce davranışın gerçek belirleyicilerini bilmek önemlidir. 

Haberin Linki: https://medicalxpress.com/

Diğer Haberleri Gör 20 Mayıs 2020 COVID-19 Günlüğü
Diğer Haberleri Gör Çağrı Merkezleri