Dünya genelinde milyonlarca insanın kalp krizi ve felç riskini değerlendirmek için her yıl yaptırdığı standart LDL (kötü kolesterol) testlerinin, gerçek risk oranını belirlemede yetersiz kalabileceği ortaya çıktı. Northwestern Üniversitesi tarafından yürütülen ve prestijli JAMA dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, mevcut kolesterol ölçüm yöntemlerinin hastaların kardiyovasküler risklerini tam olarak yansıtamadığını gösterdi. Bilim insanları, bunun yerine "apolipoprotein B" (apoB) adı verilen farklı bir kan testinin çok daha doğru sonuçlar verdiğini saptadı.
Geliştirilen bilgisayar tabanlı bir simülasyon modeliyle yürütülen çalışmada, üç farklı kolesterol izleme stratejisi hastaların yaşam süreleri boyunca analiz edildi. Sonuçlar; standart LDL veya HDL dışı kolesterol testleri yerine apoB testine göre tedavi süreçlerinin (statinler ve diğer ilaçlar dahil) yoğunlaştırılmasının, çok daha fazla kalp krizi ve felci önleyebileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bazı hastaların rutin testlerinde LDL seviyeleri normal görünse bile, damar tıkanıklığına yol açan tehlikeli parçacıkların sayısını ölçen apoB seviyesinin yüksek çıkabileceğine dikkat çekiyor.
Klasik LDL testleri damarlardaki kolesterolün sadece toplam "ağırlığını" ölçebilirken, apoB testi damar duvarında birikerek plak oluşturan zararlı kolesterol parçacıklarının doğrudan "sayısını" hedef alıyor. Bu durum, apoB'yi kalp damar hastalıkları riskini tahmin etmede çok daha kesin ve doğrudan bir gösterge haline getiriyor. Üstelik araştırmacılar, Amerikan sağlık sistemi verilerine dayanarak yaptıkları maliyet analizinde, apoB testinin ek bir harcama gerektirmesine rağmen, önlediği hayati rahatsızlıklar göz önüne alındığında son derece ekonomik ve sürdürülebilir bir değer sunduğunu belirledi.
Amerikan Kalp Derneği (AHA) ve 10 büyük sağlık kuruluşu tarafından güncellenen kılavuzlar da halihazırda birçok insanın kolesterol düşürücü tedavilere daha genç yaşlarda başlaması gerektiğini öneriyor. Araştırmanın başyazarı Dr. Ciaran Kohli-Lynch, apoB testinin rutin muayenelerde henüz yaygınlaşmamasının nedeninin ek bir kan tahlili zahmeti ve maliyeti olduğunu belirtiyor; ancak bu yöntemin erken teşhisle kurtaracağı hayatlar düşünüldüğünde harcanan her kuruşa değeceğini vurguluyor.