Baskın olmayan elle isim yazmaya çalışmak çoğumuz için yavaş, titrek ve okunaksız bir sonuç doğurur. Yıllar boyunca bilim insanları, sağ veya sol el arasındaki bu belirgin yetenek farkının, beynin doğuştan gelen farklı bir kablolama sistemine sahip olmasından kaynaklandığını varsayıyordu. Yaygın kabule göre, beynin baskın yarım küresi kol hareketlerinin fiziğini yönetmek konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe sahipti. Ancak Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) David Geffen Tıp Fakültesi'nden Nöroloji Yardımcı Doçenti Ahmet Araç liderliğinde yürütülen yeni bir araştırma, bu köklü teoriyi kökünden sarsarak el becerisinin sırrını aydınlattı.
Araştırma ekibi, baskın el avantajının beyindeki yerleşik bir üstünlükten mi yoksa yaşam boyu yapılan pratiklerin toplamından mı kaynaklandığını test etmek için ezber bozan bir deney tasarladı. Gönüllülerin kollarına ek ağırlıklar takılarak yapılan düz uzanma testlerinde, her iki elin de performans kalitesi düşse de baskın elin doğuştan gelen derin bir fiziksel yönetim yeteneği sergilemediği görüldü. Ancak katılımcılardan ağırlığı olmayan ama bir araç kullanımı gerektiren bir çubuğun ucunu yönlendirmeleri istendiğinde, baskın el aniden çok net bir üstünlük sağladı. Bu durum, el üstünlüğünün kolun kendi hareket kabiliyetinden ziyade, "araç odaklı" kontrol becerisiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Deneyi daha da ileri götüren bilim insanları, katılımcıların dirseklerine bantlanan kalemlerle harf ve rakamlar yazmasını istedi. Kimse hayatı boyunca dirseğiyle yazı yazma pratiği yapmadığı için, baskın ve baskın olmayan taraflar arasındaki o tanıdık devasa performans farkı bir anda tamamen ortadan kalktı. Hatta her iki dirseğiyle de yazı yazma eğitimi alan ayrı bir grup üzerinde yapılan gözlemler, her iki tarafın da eşit oranda geliştiğini gösterdi. Bu çarpıcı bulgu, beynin bir yarısının motor kontrol konusunda diğerinden yapısal olarak daha üstün olmadığını, her şeyin tamamen deneyimle şekillendiğini kanıtladı.
Araştırma başkanı Ahmet Araç, elde ettikleri bulguları, "Baskın kolumuz beynin bir yarım küresi hareketi daha iyi kontrol ettiği için daha yetenekli değil; sadece yaşamımız boyunca kalem, raket veya direksiyon gibi araçların gerektirdiği karmaşık hareketleri onunla pratik ettiğimiz için daha iyi," sözleriyle özetledi. Bebeklerin anne karnında bile bir el tercihi gösterdiği ve bu eğilimin biyolojik kökenleri olduğu bilinse de, o elin yetişkinlikte neden daha becerikli olduğu artık netlik kazandı. Sonuç olarak sağ veya solak olmamız, beynimizin nasıl inşa edildiğinden ziyade, hayatımız boyunca hangi tarafımızı seçip ona binlerce kez pratik yaptırdığımızın sessiz birer kanıtı niteliğinde.