Metabolizma ve beslenme alanında yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, yüksek yağ ve düşük karbonhidrat esasına dayanan ketojenik diyetin karaciğer yağlanması üzerindeki şaşırtıcı etkilerini ortaya koydu. Yayımlanan çalışmaya göre, ketojenik diyet uygulaması non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) bulunan bireylerde karaciğerdeki yağ birikimini kısa süre içinde belirgin şekilde azaltıyor ve organın işlevlerini yeniden düzenlemesine yardımcı oluyor.
Çalışma kapsamında, karaciğer yağlanması teşhisi konulan hastalar ketojenik diyet protokolüne tabi tutularak metabolik değişimleri yakından izlendi. Karbonhidrat alımının kısıtlanmasıyla vücudun ana enerji kaynağı olarak yağları yakmaya başladığı ketozis evresinde, karaciğerde biriken trigliserit seviyelerinde hızlı bir düşüş tespit edildi. Araştırmacılar, beslenme modelindeki bu değişimin karaciğer hücrelerindeki iltihaplanmayı ve insülin direncini de eş zamanlı olarak baskıladığını gözlemledi.
Biyokimya ve gastroenteroloji uzmanları, ketojenik diyetin karaciğerdeki yağ asidi oksidasyonunu artırarak organın kendi yağ depolarını tüketmesini sağladığına dikkat çekiyor. Karaciğer enzimlerinin (ALT ve AST) seviyelerinde kısa sürede elde edilen klinik iyileşmeler, beslenme müdahalesinin metabolik sendrom ve buna bağlı gelişen karaciğer tahribatına karşı ne kadar güçlü bir mekanizma sunduğunu kanıtlıyor.
Uzmanlar, elde edilen olumlu bulgulara rağmen ketojenik diyetin herkes için kontrolsüzce uygulanabilecek standart bir çözüm olmadığının altını çiziyor. Diyetin yüksek yağ içeriği nedeniyle özellikle ileri seviye karaciğer yetmezliği veya kardiyovasküler risk taşıyan kişilerin bu beslenme modelini mutlaka bir hekim ve uzman diyetisyen kontrolünde, kişiselleştirilmiş programlar dâhilinde sürdürmesi gerektiği hatırlatılıyor.