%95 duyarlılık ve özgüllüğe sahip bir araçta %1 prevalansta pozitiflerin yaklaşık altıda biri gerçek hastadır. PKD ve alarm yükünü hesaplamayı öğrenin.
Kapak görseli yapay zekâ ile üretilmiş temsili bir editoryal görseldir; gerçek hasta veya tanısal görüntü değildir. 30 Saniyede Özet Duyarlılığı ve özgüllüğü %95 olan bir yapay zekâ aracı kulağa neredeyse kusursuz…
Haberi paylaş
İlgilenecek birine ulaştırın.

%95 duyarlılık ve özgüllüğe sahip bir araçta %1 prevalansta pozitiflerin yaklaşık altıda biri gerçek hastadır. PKD ve alarm yükünü hesaplamayı öğrenin.
Kapak görseli yapay zekâ ile üretilmiş temsili bir editoryal görseldir; gerçek hasta veya tanısal görüntü değildir.
Duyarlılığı ve özgüllüğü %95 olan bir yapay zekâ aracı kulağa neredeyse kusursuz gelir. Hastalık 100 kişiden birinde görülüyorsa, bu aracın pozitif sonuçlarının yalnızca yaklaşık altıda biri gerçek hastadır. Sebep aracın kötülüğü değil, pozitif kestirim değerinin prevalansa bağlı olmasıdır. Firmaların yüksek prevalanslı, zenginleştirilmiş test setlerinden verdiği rakamlar bu yüzden gerçek tarama performansını olduğundan iyi gösterebilir.
Duyarlılık (hastaların yüzde kaçını testin pozitif bulduğu) ve özgüllük (sağlamların yüzde kaçını negatif bulduğu) testin kendisine dair ölçütlerdir. Hekimin masasındaki soru ise farklıdır: pozitif çıkan bu kişi gerçekten hasta mı? Bu sorunun yanıtı pozitif kestirim değeridir (PKD, pozitif sonuçların yüzde kaçının gerçek hasta olduğu). Negatif kestirim değeri (NKD) de negatif sonuçların yüzde kaçının gerçekten sağlam olduğunu gösterir.
Altman ve Bland, BMJ'deki kısa istatistik notunda kestirim değerlerinin prevalansa (hastalığın test edilen grupta görülme sıklığına) bağlı olduğunu anlatır. Aynı test, hastalığın sık olduğu bir klinikte yüksek, nadir olduğu bir taramada düşük PKD verir. Tanısal doğruluk çalışmalarının raporlama kılavuzu STARD 2015 de duyarlılık ve özgüllüğün sabit test özellikleri olmadığını vurgular. Bu değerler, hastaların nasıl başvurduğuna ve daha önce hangi testlerden geçtiğine göre değişebilir.
Aşağıdaki sayılar gerçek bir çalışmadan değil, Bayes teoremine dayanan basit bir hesaptan gelir. Duyarlılığı ve özgüllüğü %95 olan bir aracı, prevalansın %1 olduğu 10.000 kişilik bir tarama grubunda düşünün.
Aynı araç, aynı duyarlılık ve özgüllükle farklı prevalanslarda şu PKD'leri verir:
Burada iki ders var. Birincisi, nadir hastalıkta çok yüksek NKD kolayca elde edilir ve tek başına etkileyici değildir. İkincisi, yanlış pozitiflerin sayısı gerçek pozitiflerden kat kat fazla olabilir. Prevalans düştükçe bu fark hızla büyür.
Bazı yapay zekâ çalışmaları, hasta ve sağlam görüntüleri ayrı ayrı toplayıp birleştirir. Bu vaka-kontrol tasarımında prevalans yapay olarak yüksektir, yarı yarıya bile olabilir. Yukarıdaki hesapta gördüğünüz gibi, %50 prevalansta aynı araç %95 PKD verir. Bu rakam, %1 prevalanslı bir taramaya taşınamaz.
Sorun yalnızca PKD ile sınırlı değildir. Lijmer ve arkadaşları 1999'da JAMA'da 184 tanısal doğruluk çalışmasını inceledi. Hastaları ve ayrı bir kontrol grubunu kullanan çalışmalarda tanısal olasılık oranı (testin ayırt etme gücünü özetleyen ölçü) yaklaşık üç kat yüksek çıkıyordu. Belirgin hastalar ile sağlıklı gönüllüleri ayırmak, gerçek hayattaki sınırda vakaları ayırmaktan kolaydır.
Wong ve arkadaşları, yaygın kullanılan tescilli bir sepsis tahmin modelini Michigan Üniversitesi hastanelerinde bağımsız olarak test etti. 38.455 yatışta sepsis sıklığı %6,6 idi. Seçilen eşikte modelin duyarlılığı %33, PKD'si %12 bulundu.
Model yatışların %18'inde uyarı üretti ve buna rağmen sepsisli hastaların üçte ikisini kaçırdı. Yazarlar bunun önemli bir alarm yorgunluğu (sık uyarı nedeniyle uyarıların önemsenmemeye başlaması) yükü yarattığını belirtti. Bu çalışma gözlemseldir ve tek bir sağlık sistemini yansıtır, ama PKD ile alarm yükü ilişkisini net gösterir.
Şöyle bir durum düşünün. Birinci basamakta kullanılmak üzere bir retina tarama yazılımı öneriliyor. Broşürde %95 duyarlılık ve %95 özgüllük yazıyor. Tarayacağınız grupta hedef hastalığın sıklığı %1 civarındaysa, her 6 pozitif sonuçtan yaklaşık 5'i yanlış pozitif olacaktır.
Bu kişilerin her biri sevk, randevu ve kaygı demektir. Doğrulama testi için ayrılan kapasite de bu yanlış pozitiflerle dolar. Karar vermeden önce sevk kapasitenizi ve yanlış pozitiflerin maliyetini bu rakamla birlikte düşünün.
Türkiye'de tıbbi cihaz alanındaki düzenleyici kurum Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'dur (TİTCK). Kurumun 2021 tarihli Tıbbi Cihaz Yönetmeliği, AB'nin 2017/745 sayılı tüzüğüyle uyumludur. Ancak piyasaya çıkış belgesi, aracın sizin hasta grubunuzdaki PKD'sini söylemez. Bu hesabı kendi prevalans tahmininizle yapmak size kalır.
Özgüllük arttıkça yanlış pozitif sayısı düşer ve PKD yükselir. Ancak eşik değiştirildiğinde duyarlılık genellikle azalır ve daha fazla hasta kaçabilir. Hangi dengenin kabul edilebilir olduğu, kaçırılan vakanın ve gereksiz sevkin klinik bedeline bağlıdır.
Nadir bir hastalıkta hiç test yapmadan herkese negatif demek bile çok yüksek NKD verir. Bu yüzden NKD'yi duyarlılıkla ve kaçırılan vaka sayısıyla birlikte değerlendirin. Açıklayıcı hesapta 10.000 kişide 5 hasta kaçırılıyordu.
10.000 kişilik hayali bir grup alın ve prevalansa göre hasta sayısını bulun. Duyarlılıkla gerçek pozitifleri, bir eksi özgüllükle yanlış pozitifleri hesaplayın. Gerçek pozitifleri toplam pozitife bölmek PKD'yi verir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Bu konuyla ilgili Doktorclub'da ele aldığımız diğer hekim onaylı rehberler: