Gelişimsel psikoloji ve beslenme nörobilimi alanında yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, anne karnındaki ve bebeklik dönemindeki düşük şeker tüketiminin yetişkinlik yıllarında ruh sağlığı üzerinde beklenmedik derecede koruyucu etkiler sağladığını ortaya koydu. Yayımlanan çalışmaya göre, yaşamın ilk bin gününde ilave şekerden uzak duran bireylerin, yetişkinlik dönemlerinde anksiyete, depresyon ve diğer psikiyatrik rahatsızlıklara yakalanma riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğu saptandı.
Araştırma kapsamında, İkinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere'sinde şeker karneye bağlama döneminde ve sonrasında doğan bireylerin onlarca yıllık sağlık verileri doğal bir deney ortamı çerçevesinde analiz edildi. Elde edilen bulgular, gebelikten itibaren iki yaşına kadar düşük şekerli beslenme düzenine maruz kalan çocukların, yetişkinlik evresine ulaştıklarında ruhsal bozukluk geliştirme olasılıklarının %10 ila %20 oranında azaldığını gösterdi. Ayrıca bu bireylerin zihinsel dayanıklılık parametrelerinin çok daha güçlü seyrettiği belirlendi.
Nörobiyoloji ve psikiyatri uzmanları, erken çocukluk ve anne karnı dönemlerinin beyin gelişiminin ve nöral ağların şekillendiği en hassas evre olduğuna dikkat çekiyor. Erken yaşta aşırı şekere maruz kalmak, glikoz metabolizmasını ve dopaminerjik ödül yollarını kalıcı şekilde yeniden programlayarak ilerleyen yaşlarda kronik iltihaplanmaya (enflamasyon) ve stres tepkilerinin bozulmasına yol açıyor. Şeker kısıtlaması ise beyin dokusunu metabolik stresten koruyarak duygu-durum düzenleme mekanizmalarının sağlıklı gelişmesine olanak tanıyor.
Bilim insanları, elde edilen sonuçların beslenme politikaları ve kamu sağlığı açısından hayati bir yönlendirme sunduğunu vurguluyor. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde ilave şeker tüketiminin sınırlandırılmasının, yalnızca diyabet veya obezite gibi fiziksel hastalıkları engellemekle kalmayıp, toplum genelinde uzun vadeli ruh sağlığını korumada da düşük maliyetli ve devrim niteliğinde bir önleyici tıp stratejisi olduğu ifade ediliyor.