Bilim dünyasında uzun süredir her doku ve organın aynı hızda yaşlanmadığı bilinse de, Stanford Üniversitesi'nden Dr. Tony Wyss-Coray liderliğindeki araştırmacılar çıtayı bir adım daha yukarı taşıdı. Nature Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada, yapay zeka modelleri kullanılarak vücuttaki 40'tan fazla hücre tipinin biyolojik yaşı ayrı ayrı hesaplandı. Yaklaşık 60 bin kişiden alınan verilerin incelendiği araştırma, yaşlanmanın sadece organ bazında değil, doğrudan hücre türlerine göre dramatik farklılıklar gösterebildiğini ortaya koydu.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, belirli hücre türlerindeki hızlandırılmış yaşlanmanın ölümcül hastalıkları yıllar öncesinden tahmin edebilmesi oldu. Örneğin, iskelet kası hücrelerinin biyolojik olarak hızlı yaşlanması, tıpta tedavisi bulunmayan ALS hastalığını (Amyotropik Lateral Skleroz) daha teşhis konulmadan üç yıl öncesinden güçlü bir şekilde öngördü. Benzer şekilde, beyindeki destek hücreleri olan astrositlerin erken yaşlanmasının Alzheimer riskini, solunum yollarındaki hücrelerin yaşlanmasının ise akciğer kanserini tahmin etmede kritik bir rol oynadığı belirlendi.
Genetik risk faktörleri ve çevresel etkiler ile hücresel yaşlanma arasındaki bağlar da çarpıcı sonuçlar verdi. Alzheimer hastalığına genetik yatkınlığı en yüksek olan "APOE4" geni taşıyıcılarında, astrosit hücrelerinin hızlı yaşlanması durumunda hastalık riskinin üç katına çıktığı görüldü. Çevresel faktörlerde ise sigara içen bireyler üzerinde yapılan incelemede, solunum yolu hücreleri biyolojik olarak genç kalan tiryakilerin akciğer kanserine yakalanma olasılığının çok daha düşük olduğu saptandı.
Uzmanlar, sadece bir damla kandaki binlerce proteinin yapay zeka ile taranması sayesinde elde edilen bu verilerin tıpta bir devrim yaratabileceğini belirtiyor. Dr. Wyss-Coray, ulaşılan bu hücresel saatlerin bireysel düzeyde hastalık risklerini önceden belirlemek ve yaşlanan hücreleri genç tutacak yenilikçi tedaviler geliştirmek için benzersiz bir fırsat sunduğunu vurguluyor. Bu keşif sayesinde gelecekte hastalıklar henüz ortaya çıkmadan, hücresel düzeyde müdahalelerle engellenebilecek.