Sağlık 4.0'da Bizleri Neler Bekliyor?


Sağlık 4.0'da Bizleri Neler Bekliyor?

20.yüzyılın başında 1.6 milyar olan dünya nüfusu bugün 7.7 milyara ulaşmıştır. Tahminler 2050 yılında da bu sayının 10 milyara ulaşacağını öngörmektedir. Diğer yandan 65 yaş üstü insanların sayısının 242 milyon artarak toplam nüfus içerisindeki payının %9.4 e ulaşması beklenmektedir.

Günümüz dünyasında sağlık sektörünün yapılandırılmasından, sosyal güvenlik kurumlarının ödemelerine kadar tüm yasal düzenlemeler insanların hasta olduklarında onlara yönelik tüm uygulamaları kapsamaktadır.

Bütün bu yasal düzenlemelerin tüm ülkelerde sağlık hizmetlerine yapılan harcamalarda büyük boyutlara ulaştığı bilinen bir gerçektir.2015 yılında 7 Trilyon Dolar olarak gerçekleşen küresel sağlık harcamalarının 2020 yılında 8.7 Trilyon Dolar seviyesine ulaşacağı öngörülmektedir. Yapılan projeksiyonlarda sağlık harcamalarının %77 sinin gelişmiş ülkelerde sabit kalacağı, buna karşın gelişmekte olan ülkelerde ise bu oranın %23'ten %32 'ye çıkacağı tahmin edilmektedir.

Dünyada yaşam süresinin uzaması ile birlikte artış gösteren en yaygın kronik hastalıklar olarak tanımlanan kanser, Koah, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıkların küresel ekonomiye maliyetinin 47 Trilyon Dolar'a ulaşacağı öngörülmektedir.

Yıllar öncesinde elektriğin mucidi Thomas Edison geleceğin hekimlerini tanımlarken "Bunlar İlaç yazarak hastayı tedavi etmeyecek, diyet ve kişinin yaşam tarzını düzene koyarak vede hastalıkların nedenlerini ortadan kaldırarak, bunların oluşmasını engelleyici bir biçimde çalışacaklar" demişti.

İşte sözünü ettiğimiz Sağlık 4.0 kişiye özel vede sağlıklı olma koşullarını ortaya koyan, hastalıkların erken tanı ve tedavilerini içeren yeni modeller oluşturmayı hedeflemektedir.

Aslında bu yeni modelin temeli yıllar önce 12 Eylül 1978 tarihinde yapılan Temel Sağlık Hizmetleri Uluslararası Kongresi'nde yayımlanan Alma-Ata Bildirgesi'nde tanımlanıyordu. Ama ne yazık ki tüketim ekonomisinin inanılmaz boyutlara ulaştığı ve toplumları zorladığı günümüzde tüm dünya bu önemli Bildirgeyi yıllar sonra yeniden hatırlamanın ve uygulamaya koymanın yollarını aramakla meşgul.

Bu yeni modelde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlanan nüfus ve onların evde bakım hizmetleri koruyucu hekimlikle birlikte ön plana çıktı. Yapılan araştırmalar yaşlı insanların gençlere nazaran daha çok ilaç kullandıklarını ortaya koymaktadır.75 yaşın üzeri insanların %38'i en az 4 reçeteli ilaç kullanmaktadırlar. Bunun sonucu olarak küresel sağlık harcamaları da her geçen gün artmaya devam etmektedir.

Günümüzde bilişim teknolojilerinde yaşanan olağanüstü gelişmeler doktorların yeni ve yoğun tıbbi gelişmelerden bilgi sahibi olmalarına ve karar destek sistemleri ile bunları hastalarının hizmetlerine sunmalarına olanak sağlamaktadır.21.yüzyılda bir veri patlaması ile karşı karşıya bulunmaktayız.2010 yılında tıbbi verilerin iki katına çıkması için yaklaşık 2.5 yıl beklenmekte idi.2020 yılında bu sürenin 73 gün Veya bir başka deyişle 2.5 aya ineceği öngörülmektedir.

ABD'de 2012 yılında NIH tarafından başlatılan "Big Data  to Knowledge" girişimini buna örnek olarak gösterebiliriz. Verilerin etkin kullanımı sayesinde ABD Sağlık Sisteminde harcamaların %8 oranında düşürülerek 300 Milyar Dolar tasarruf yapılabileceği öngörülmektedir.

Günümüz dünyasında tıbbi bilginin üretimi ve değişimi çok hızlanmış ve kişiye özgü ve hedefe yönelik tedavilerin stratejilerini destekleyen yeni yaklaşımlar gündeme gelmeye başlamıştır.

Bu gelişmeler karar verme sürecinin yanı sıra geliştirilecek tanı ve tedavi süreçlerini de etkilemektedir.

Bu yeni teknolojilerin sağlık sektörüne getirebileceği en büyük fayda belki de hastalıkların çok erken dönemlerde tespit edilebilmeleri ve erken müdahale ve tedavi fırsatı sağlamaları olacaktır.

Prof. Dr. Semih Baskan
Okan Üniversitesi 
Tıp Fakültesi Dekanı

Kategori: YAZARLAR