Röportaj: Prof. Dr. Süleyman Sevinç İle Labenko'yu Konuştuk

  • 25/02/2019

Röportaj: Prof. Dr. Süleyman Sevinç İle Labenko'yu Konuştuk

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Ekibinizi tanıyabilir miyiz?

Ben Süleyman Sevinç. Bilişimsel Tıp alanında ar-ge çalışmaları yürüten bir akademisyenim. 1982 yılında İTÜ Elektronik ve Haberleşme bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Sırasıyla, 1986 ve 1988 yıllarında University of Arizona, Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde yüksek lisans ve doktora derecelerimi aldım. University of Sydney, Bilgisayar Bilimleri bölümünde önce yardımcı docent, sonra da doçent olarak çalıştım.  Mikrosoft dahil çeşitli uluslararası firmalarla birlikte çalışmalar yaptım, danışmanlık verdim. 1995 te Çek Teknik Üniversitesinde ziyaretçi professor olarak çalıştım. 2008-2009 yıllarında Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde dekan olarak görev yaptım. 2009 yılı Ağustos ayından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde professor olarak görev yapmaktayım.

2009 yılında DEÜ de çalışmaya başlamamın hemen akabinde DEÜ Hastanesi  yönetim ekibinde görevlendirildim. Hastanede geçirdiği 10 yıllık bu deneyim, hastane süreçlerini, sorun noktalarını, hastalıkları, tedavi süreçlerini detaylı bir şekilde anlamamı sağladı. DEÜ deki öğrencilerimle birlikte bir ekip kurup hastaneye çeşitli alanlarda yardımcı olacak yazılımlar geliştirdik. Daha sonra şirketleşerek Lab Standards Plus adını verdiğimiz gerçekten değişik ve ileri teknolojileri hastanenin günlük kullanımına sunan Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemini geliştirdik ki bu system DEÜ Hastanesinde de kullanılmakta olan bir sistemdir.

LABENKO’yu Kısaca Tanıtır mısınız?

Öğrencilerimle yaptığımız çalışmalar çeşitlenmeye ve derinleşmeye başlayınca yaptığımız sistemlerin sürekliliğini sağlayacak ve bu yaklaşımların diğer hastanelerin ve hastaların yararına sunulabilmesinin yollarını aramaya başladım. Uluslararası bir üniversite deneyimim olduğunu yukarıda ifade etmiştim. Bu deneyimden bu sürekliliği üniversite üzerinden sağlamanın mümkün olamayacağını biliyorum. Oluşmuş olan uzmanlık birikiminide kaybetmemek için öğrencilerimle birlikte DEÜ Sağlık Teknoparkında akademik bir şirket olarak faaliyet göstermek üzere LABENKO’yu kurduk. Sonradan çalışmalarımıza başka öğretim üyeleride destek verdiler. KOSGEB ve TÜBİTAK projeleri aldık. Patent çalışmalarımız sürüyor. Öğrenci tezleri ve uluslararası yayınlar üretiyoruz. LABENKO gerçek anlamda hayata geçmiş bir teknoloji transfer ortamı haline geldi. Üniversitede ürettiğimiz teknolojilere toplum yararına ticari bir yaşam sağlıyoruz.

Şirketinizin, hedef kitlesi nedir? Kimleri kapsıyor?

Şirketimizin hedefi üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri, özel hastaneler ve tıbbi laboratuvarlardır. Aslında her ne kadar ürettiğimiz ürünleri satın alma kararı bu kurumlar tarafından alınsa da kullanıcı kitlemiz hekimler ve Sağlık çalışanlarımızdır. 

Şirketiniz, nasıl hayat buldu? Karar almanızda neler etkili oldu?

Öğrencilerimle şirket kurma kararı aldıktan sonra düşüncelerimizi bölüm, fakülte ve üniversite yönetimi ile paylaştık. Büyük destek aldık. Yasanın gerektirdiği süreçlerden geçerek Teknoparkta akademik bir yaşam hedefleyen LABENKO doğdu. Bu 2015 yılının başında oldu.

Çalışmalarınız, ürün portföyünüz, çözümleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Her alan gibi sağlıkta yapay zeka, makina öğrenmesi ve robotlaşmadan yarar sağlamaya çok açık. Esasen tıpta mühendislik ürünlerinin kullanımı yüzelli yıllık bir geçmişe sahip sadece. Bu akım 1856 yılında Carl Reinhold Wunderlich ‘in  “Handbuch der Pathologie und Therapie” isimli eserinde insan vücudunun sıcaklığının 37C olduğunu yayınlamasıyla başladı. Wunderlich’in vücut sıcaklığını ölçmek için kullandığı termometre iki yüz yıl önce geliştirilmiş olan Galileo termometresi idi. Bu kanaatimce tıpta geniş anlamda kullanılan ilk mühendislik ürünüdür.

Sadece yüzelli yılda tıpta çeşitli alanlarda hızlı bir cihazlaşma gerçekleşti. Vücut sıcaklığı ölçümünü izleyen dönemde, tansiyon ölçümü gibi teknolojiler geliştirildi. Sonra X-ray ve MR cihazlarına kadar  çok daha kompleks teknolojiler tıpta yaygın kullanıma girdiler.
1970 lerde dijital bilgisayarların yaygınlaşması ve robotik sistemlerdeki geliişmeler bu teknolojilerinde tıpta kullanımını mümkün hale getirdi. Da Vinci ameliyat robotu bunlara bir örnek olarak verilebilir.

Son on yılda ise en önemli teknolojik gelişmelerden olarak Kabul edilen Yapay Zeka ve Öğrenebilen Robot teknolojileri gerçek ürünlere dönüşmeye başladı. Artık teşhis koyan, MR sonuçlarını değerlendiren, tedavi izlemini yapan robotlar hiç birimize bilim-kurgu olarak gelmiyor. Bunlar artık gerçek dünyanın birer parçası oldular. Tıp önemli ölçüde teknolojiye dönüşmeye başladı. Daha iyi teknoloji, daha iyi teşhis, operasyon ve tedavi olmakta. Tıpta bazı alanlarda, örneğin göz alanında, teknolojinin payı sanırım yüzde doksanlardadır.

Şirketimiz Yapay Zeka, Kompleks Matematik Modeller ve Robotik teknolojisini, hasta ve hekim yararına, sağlıkta rutin kullanıma sunmak için kuruldu. Yukarıda bahsettiğimiz Lab Standards Plus bu türden teknolojileri içinde barındıran bir üründür.

Bir diğer ürünümüz Phlerobo, hastanelerin kan alma birimlerinde hasta konforu sağlamak, kuyrukları ortadan kaldırmak ve iş akışında düzen sağlamak, hataları sıfıra indirmek için tasarlanmış bir yapay zeka tabanlı sistemdir. Phlerobo belkide dünyada ilk kez, bir iş akışının tüm kanotrolünün bir algoritma tarafından yapıldığı kitlesel uygulamadır. Burada Phlerobo Master Algoritması tüm kararları vermekte ve yapılmalarını takip etmektedir. Sonuç hastalar için 5-10 misli daha az süre bekleme ve kuyruksuz bir numune verme deneyimidir.
 
Phlerobo hastaların cep telefonlarınıda sürece dahil etme yeteneğine sahip olduğundan tamamen kişiselleştirilmiş bir numune verme akışınıda mümkün hale getirmektedir.

Diğer çalışmalarımız çeşitli ar-ge aşamalarında sürmektedir. Hastanelerde robotik teknolojilerin kullanımı, yapay zeka ile teşhis ve tedavi gerçekleştirmede hekime destek sağlanması, hastaların kendi süreçlerinde daha etkin yer almaları özellikle çalıştığımız alanlardır.

Ürününüzün rakiplerinden ne gibi farkları var? Avantajınız/Dezavantajınız nedir?

Phlerobo ve Lab Standards Plus ürünleri patent yasalarınca koruma altına alınmıştır. Bunlar özgün ürünler olup piyasada eşdeğeri olmayan ürünlerdir. Piyasada bu ürünlerin kapsam alnalarında aktif pazarlanan ürünlere göre bizim ürünlerimiz Phlerobo ve Lab Standards Plus farklı çalışma prensiplerine sahiptirler. Bu ürünler yönettikleri süreçleri optimize eden, kararları doğrudan alan veya kararları alan insanlara yardımcı olan zeki algoritmalara sahiptirler.

Phlerobo kan alma biriminde eksiksiz bir hasta konforu, eşsiz bir iş performansı ve hatasız bir iş akışı sağlamaktadır. Bunları milisaniyelik bir duyarlıkla işleri yöneten zeki bir algoritma başarabilir. Bu algoritma sadece Phlerobo ürününde mevcuttur.

Lab Standards Plus (LSP), Laboratuvar Bilgi Yönetimi sistemi için ise temel farklılık şudur. Diğer sistemler talep edilen ve yapılan testlerin bilgilerini kayıt altına almakta ancak bu bilgileri anlayıp değerlendirme konusunda yetersiz kalmaktadırlar. LSP işlediği bilgileri anlayıp yapay zeka algoritmaları ile değerlendirmekte, iş yükünü azaltıcı ve dengeleyici algoritmalar ile ya kararları doğrudan almakta yada kararları alan insanlara yön göstermektedir. Örneğin bu üründe laboratuvardaki analitik cihazların ne zaman kontrol dışı, güvenilmez davranış gösterecekleri yüksek güven aralığında kestirilebilmekte veya analitik cihaz kontrol dışına çıkmışsa bunun ne zaman olduğu yine çok yaklaşık olarak hesaplanabilmektedir. Böylece hasta test sonuçları yüksek doğrulukla üretilebilmekte, laboratuvar ölçüm kalitesi önemli ölçüde yükseltilebilmektedir.

Satış öncesi ve sonrası verdiğiniz hizmetler hakkında bilgi alabilir miyiz?

LABENKO bir üniversitemizde yapılan çalışmaları hasta ve hastane yararına sunan akademik bir şirkettir. Biz rolümüzü bir satıcı olarak değilde hastane ve laboratuvar yöneticisi hekimlerimize problemlerinin etkin çözümünde yardımcılar olarak görüyoruz. Satış sonrasında ise destek hizmetlerimizin sağlık sektöründe kritik önemi olduğunun farkındayız. Bunun için hizmet verdiğimiz tüm kurumlarda on-line çevrim içi destek talep ve izlem sistemlere kuruyoruz. Destek talepleri kullanıcılar tarafından doğrudan bu sistemlere kolayca giriliyor ve desteğin her aşaması izlenebiliyor. Her talebe bir takip numarası üretiliyor. Destek hizmetinin ne kadar zaman aldığı, destek taleplerinin hangi alanlarda yoğunlaştıkları ve benzeri analizler yapılıyor. Örneğin talepler belirli bir iş akışı etrafında yoğunlaşıyorsa bu iş akışı hakkında bir eğitim düzenlemek veya iş akışını tekrar gözden geçirmek gibi analizlerden söz ediyorum burada. Bu analizlerin raporları kurum yönetimleri ile de aylık olarak paylaşılıyor. 

Phlerobo ürünümüzde ilave olarak her günün sonunda kan alma biriminde servis alan hasta sayıları, hastaların öncelikleri, ortalama bekleme süreleri, standart sapmalar ve benzeri veriler grafiksel ve sayısal olarak üretilip hastane yönetimine ve ürün yöneticimize iletiliyor. Bilindiği gibi kan alma birimleri hastaların büyük çoğunluğunun yolunun kesiştiği nokta. Hasta memnuniyeti burada oluşuyor. Bu nedenle dikkatli ve gerçek zamanlı olarak yönetilebilmesi gerekiyor.

Gelecek için yol haritanız nedir? Ufukta yeni projeler ve hedefler var mı?

Sağlık sektöründe çok heyecanlı teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Geçen yıl ilk kez ABD de iki robotik cihaz teşhis koyma yetkisi aldılar. Bu yetki normalde hekimlere aittir. 

Bizim çalışmalarımız hasta tedavisinin yapay zeka ile gözlemlenerek hata ve gecikmelerin önlenmesi, Hastaya yapılan işlemlerin sonuçlarının bir erken uyarı sistemi ile önceden belirlenerek hekime sunulması gibi çalışmalarımız var. Bir diğer çalışmalarımız yapay zekanın pediyatrik referans aralıklarını hastane verilerinden öğrenmesi. Ayrıca birde robot geliştirme çalışmasının sonuna geldik. Yani önümüzdeki dönem Türkiye de görmeye alışık olmadığımız yepyeni ürünleri hasta ve hastane yararına sunabileceğiz.

Çalışmalarımız başka alanlarda da sürüyor. Şirketimizin akademik olması itibarı ile tüm ar-ge projelerimiz köklerini çalışanlarımızın yaptığı yüksek lisans ve doktora tezlerinde buluyor. Böylece teknolojinin en önünde yer almayı başarabiliyoruz.

Ürününüzün ihracat potansiyelini nasıl görüyorsunuz?

Ürünlerimizin patent süreçleri uluslararası düzeyde tutulmuşlardır. Çünkü çalışmalarımız uluslararası akademik dergilerde yayınlanan original çalışmalardır. Ancak ihracat sadece yenilikle başarılabilen bir şey değil. Sağlık sektörü tüm ülkelerde yüksek düzeyde regüle ve control edilen bir sektör. Hizmetin sürekliliğinin ve desteğin önemli olduğu bir sektör. İhracat bizim bir tutkumuz. Doğru yapmak istediğimiz bir tutku. Bunu nasıl yaparız, o ülkelerde çalışma ortaklarımızı nasıl belirleriz bunların çalışmalarını yapıyoruz.

Size göre sektörünüzdeki bir sonraki yenilik ne olacak? Yeni teknolojilerin hayatlarımıza ne tür etkileri olacak?

Bir sonraki yenilik yerine durmak bilmeyen bir dizi yenilikten söz etmeliyiz bence. Sağlık sektörünü önümüzde görebildiğimiz süreçte sürekli yenilikler bekliyor. Ana amaç hasta yararı ve hekime yardımcı olacak çözümler. Bunun için hekimlerle birlikte çalışmak ve onların yöntemlerini izlemek gerek. Bize öyle yapıyoruz. Ekibimizde DEÜ Tıp Fakültesi Biyokimya AD öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Şişman tıbbi liderimiz olarak bulunuyor. Başka hekim hocalarımız ile de spesifik projelerde yakın işbirliği içerisindeyiz. 

Sağlık sektöründeki bu yeniliklerin sonucu olarak teşhis ve tedaviler daha başarılı olacak. Hastane yatak sayısına olan ihtiyaç oransal olarak azalacak. Önleyici teknolojiler ve popülasyon çalışmaları kitlesel olarak teknolojik uygulama ortamı bulacak. Precision Medicine yada kişiselleşmiş tıp, kanıta dayalı bakış, veriye dayalı tıp kavramları hekimlerin kültür ve pratiğine çok daha yaygın olarak girecekler. Teşhis ve tedavi kalitesi bugüne göre çok çok yükselecek. Tıbbi hatalar çok çok azalacak.

Sonuç olarak hasta güvenliği ve rahatlığı, hekim iş yükünde azalma da bekliyoruz. Özellikle hastane de süreçlere yönelik robotlar bunda etkili olacak. Hemşirelik hizmetlerinin hızla robotlaşmasını bekliyoruz. Hekimlerin robotlarla birlikte ameliyat yapacakları bir döneme giriyoruz. İnsan ömrü uzayacak tabiiki bunların sonucu olarak, önemli sosyal değişimler de bu anlamda yolda.

Kriz zamanlarında nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Daha çok ar-ge, daha çok yeni fikir, eldeki ürünleri derinleştirme ve daha da güçlendirme gibi aktivitelere yöneliyoruz. Müşteri ve potansiyel müşterilerimizle projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Krizler ancak daha çok üretim ve ticari aktivite ile geride bırakılabilir. Bizde buna uygun davranıyoruz.

Faaliyet gösterdiğiniz alana olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlığın gittikçe bir teknoloji halini aldığı, sağlık hizmetlerinin kalitesinin teknoloji kullanımı ile çok bağlantılı olduğu artık bir sır değil. Kurumlar işlerine yarayacak, hastalarını rahatlatacak, süreçleri daha güvenli ve hızlı hale getirecek tüm teknolojilere çok ilgililer. Çoğuda bu alanlarda yeni ürünler denemeye hazırlar. Önemli olan müşterinin sorununu iyi anlamak ve çözümü onlarla birlikte tasarlamak. Önü açık bir alan.

Ancak giriş bariyerleri yüksek bir alan. Sağlık Bakanlığı bu alanda faaliyet göstermenin standartlarını, haklı olarak, yüksek tutmuştur. Örneğin ISO 27001 ve ISO 15504 (SPICE) gibi akreditasyonlar almalısınız. Bu standartları sağlasanız bile sektörde güven ve ilgi kazanmak hala zor olabilir. Sağlık hassas bir alan ve bu hassasiyet haklı nedenlere dayanıyor.

Sektörünüzün yaşadığı sorunlar nelerdir? Çözüm için önerilerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Sektörün yaşadığı en önemli sorun hastanelerde malzeme alımlarında kullanılan ve inovatif teknoloji alımına uygun olmayan ihale yasasıdır. Bu yasa ile genellikle en ucuz ürüne yönelinmek durumunda kalınmaktadır. Buda alanda inovasyonu engelleyici bir etki yapmaktadır. Kurumların çözümleri daha rasyonel ve objektif ölçütlere göre, inovatif çözümden elde edebilecekleri finansal, tıbbi ve operatif yararlara göre değerlendirip alı kararı verebilmelerini isterdim.

Birde tüm sektörde bir ödeme sorunu var. Hastanelerin borç stokları çok yüksek ve ödeme terminleri bir kaç yılı bulabiliyor. Bu sorun son on veya oniki yıldır gittikçe kötileşen bir finansal ortam oluşturuyor. Bizim gibi teknoloji şirketlerini çok zorlayan bir şey bu. Sağlık sektörünün borç problemi ve ödeme problemi bence sektör için hayati bir tehdit olarak karşımızda durmaktadır. Bu sorun yeterince hızlı çözülmezse, hem finansal hemde tıbbi anlamda, zincirleme bir etki ile çok daha büyük bir soruna dönüşebilir. Dönüşecektir. Örneğin, malzeme satan firmalar fiyatları ödeme terminlerine göre yükseltmek durumunda kalmakta, böylece hastaneler malzemeye artan miktarda bedel ödemekte ve buda borç durumunu daha da kötüleştiren bir kısır döngüye dönüşmektedir. 

Sektörünüz için insan kaynakları yeterli mi?

Türkiye de çok yetenekli gençler ve çok değerli üniversitelerimiz var. Ancak gençlerden daha çoğunun bu alana yönelmesi gerek. Üniversitelerin de eğitimlerini daha uygulamalı, endüstri ile bağlantılı ve teorik olarak ta yeterli hale getirmeleri gerekmekte. Yüksek öğretimde yeni yaklaşımlara ihtiyacımız var. Diğer ülkeler Yapay Zeka ve Endüstri 4.0 alanında bizimle arayı epey açtılar. Eski yaklaşımların çalışmadığı sanırım geniş anlamda kabul görmüş vaziyette. Yeni yaklaşımlara gereksinim var ve sanırım bunu da ülkede bilmeyen yok. Soru bu konuda kimin sorumluluk alacağında.

İyi bir ekip hangi özelliklere sahip olmalı?

İyi bir ekibin bireyleri tek tek istekli, disiplinli ve teknolojik olarak yeterli olmalı. Ancak dünyada ki en pahalı malzemeleri bir tencereye doldurup kaynatsanız ortaya çıkacak yemeğin tadı yada değeri, içine giren toplam malzemenin fiyatının çok altında olabilir. Yani yöntem ve uygulama gerek. Liderlik, yöneticilik demiyorum, çok önemli. Sadakat çok önemli. Ancak sadakat oluşturulabilecek bir şey. Ekip üyeleri ekibe bağlı olmalı. Bu kendiliğinden olan birşey değil ve teknikleri var.

Ar-Ge/İnovasyon çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ar-ge çalışmalarımız öğrenci tezlerimiz ile ilgili. Şirkette çalışan her elemanın ya yüksek lisans yada doktora programlarına devam etmesi beklenir. Şirketimiz ile bağlantılı oldukça yüksek sayıda hekim hocamız var. Sanırız bu alanda belki de Türkiyenin en geniş ağına sahip olabiliriz. Bu hocalarımızın her biri bir fikir pınarı. Her birinden inovasyon fışkırıyor diyebiliriz. Ayrıca tıp fakültelerinden öğrencilerimizde var. Bunlar mühendislik öğrencileri ile zaman geçiriyorlar ve harika fikirler üretiyorlar.

Çalışmalarımız fikir aşamasından ar-ge aşamasına ulaşınca TÜBİTAK yada benzeri kurumların desteğini arıyor ve çalışmalarımızın onlarca desteklenmesi ve denetlenmesini hedefliyoruz. Fikir bu kurumlarca değerlendirilirken bu kurumların belirlediği hakemlerinde görüşlerinden yararlanıyoruz. En önemli ölçütümüz ar-ge teklifimizin yararları açısından valide edilmesi. Fizibilite önemli Kaybedilen zamanın telafisi olmaz. Steve Jobs’un bir keresinde dediği gibi. Etrafta çok fazla iyi fikir var ve sorun bu iyi fikirlerin eksikliğinde değil. Sorun bu iyi fikirlerden hangilerini red edip hangilerini Kabul edeceğinizde.

Sizi ve Kurumunuzu Ar-Ge/İnovasyona yönelten nedenler nelerdir?

Merak. Akademik çalışmadan elde ettiğimiz tatmin duygusu. İyi şeyler, yararlı şeyler yapma arzusu.

Sizce dijital teknolojiler, sağlık hizmet sunumunda neleri değiştirecek?

Sağlık hizmetinde önemli darboğazlardan birisi hasta-hekim in yüzyüze görüşmesinde. Burada hekimler üzerinde ağır bir yük var. Dijital teknolojiler hastayı kendi problemlerini değerlendirebilir hale getirdiklerinden bu noktada hekimler üzerinde baskı azalacak diye düşünüyorum. Hastane süreçlerinin robotik destekle yürütülmesinde de ciddi süreç yararları elde edilecektir. Kesin olan şey sağlık hizmetlerinin birbirleri ile işbirliği içerisinde bir teknoloji ağına dönüşmakte olduğu.

Dijitalleşme ile bağlı en önemli değişiklik ise sağlık hizmetlerinin ödüllendirilmesinde adet bazlı yaklaşımdan yarar bazlı yaklaşıma geçiş olacaktır. Yani sağlık hizmeti sağlayan kurumların hastaların problemlerini çözme becerilerine göre ödeme almaları söz konusu olacak. Örneğin diyabet izlem sağlık hizmeti veren bir kurumun hastalarının HbA1C değerlerinin ortalaması ve standart sapması kurumun diyabet izleminde verimliliğini indike eder. Cerrahi operasyonlarda post-operatif hasta istatistikleri, veya kalp yetmezliği tedavisinde hastanın bir ay içerisinde hastaneye tekrar başvurma oranları gibi objektif ölçüme dayalı kriterlere göre sağlık hizmetlerinin ödüllendirilmeleri mümkündür. Burada dijital teknolojiler şunu da sağlayabilir. Değerlendirmede genel istatistiksel rakamlar yerine hastaların kişisel demografik ve tıbbi özelliklerinin öğrenebilen yapay zeka sistemlerce belirlenmesi ve sağlık hizmetinin değer ölçümünün daha hızlı ve objektif yapılması.

Dijital dönüşüm sektörü nasıl etkiliyor?

Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme ile  çok hızlı bir veri birikimi oluşuyor. Bu verilerin çoğu neredeyse hiç değerlendirilmeden öylece bekliyor. Bu verilerin değerlendirilmeleri verilerin aralarında yepyeni bağlantılar ortaya koyabilir. Örneğin ilaç etkinlikleri yeniden değerlendirilebilir veya ilaçların daha önce düşünülmedik yepyeni kullanım alanları ortaya çıkabilir. Bu veriler miktarı itibarı ile büyük veri sınıfına girdiklerinden, yapay zekadan maksimum yarar sağlanabilir.

Ancak bunun önünde yasal bir engel var. Hastane verileri üzerinde ar-ge  yapabilmeniz için her hastanede etik kurullardan ayrı ayrı izin almanız gerekmekte. Oysa verinin ülkeye bütünleşik olarak çalışılabilmesinin önemi büyük. ABD gibi ülkelerde bu veriler anonimize edilerek belli oranda umumun kullanımına açılmakta. Türkiyenin de bunu başarması gerek. Her hastanede, her çalışma için bir etik kuruldan izin almak maalesef pratik değil. Verilerin anonimize edilerek etik kurul izni kapsamından çıkarılması v ear-ge ye açılması gerekiyor. Aksi halde diğer ülkelere göre stratejik bir dezavantaj oluşturmuş oluyoruz kendimize. Bu üzücü çünkü Türkiye sağlıkta dijitalleşmede ciddi yatırımı olan ve ciddi yol almış olan bir ülkedir

Dijital teknolojileri nasıl daha etkili kullanabiliriz?

Eğitim ile tabii ki. Özellikle bilişimsel problem çözme yöntemleri konusunda eğitimlere ihtiyaç var. Analitik becerilerinde yükseltilmesi gerek. Hekimlerin ve Sağlık personelinin kendi bakış açılarına ve ihtiyaçlarına uygun eğtimlere ihtiyaçları var. Bu eğitimlerin sürekli olmaları sağlanmalı ve kişinin kendini geliştirme hak ve görevi kapsamında bu türden eğitimlere yeterli kaynak ayrılması gerek. Sağlık kurumlarında böyle bir bütçe kullanıldığını görmüyoruz.

Ülkemizde dijital teknolojilere olan ilgiyi nasıl görüyorsunuz? Artılarımız eksilerimiz nedir?

Çok yüksek bir ilgi var. Ama teknolojiler ve kabiliyetleri konusunda yeterli bilgi verici bir ortam yok. Haberler abartılı ve insanları yanlış yönlendirebiliyor. Türk insanı teknoloji konusunda çok iyimser. Bu hem iyi hemde kötü. İyi çünkü teknoloji kullanımına direnç çok az. Kötü çünkü bilgiye dayanmayan aşırı iyimserlik alınan kararların doğruluk ve kalitelerini etkiliyor. Bazen çok acele ediliyor ve kaynaklar israf edilebiliyor.

Ancak genel olarak Türk insanı teknolojiye açık. Teknolojik gelişmenin içinde yer almak istiyor ve bunu hak ediyor. Yapılması gereken Türkiye’nin geleceğini bilim ve teknoloji etrafında kurgulamak, projeler, projeler, projeler yapmak, başarı ve başarısızlıklardan dersler çıkarıp yeniden yola koyulmak. Bunu sürekli yapmak. Düşünce kalkmak ve yeniden yapmak.

Dijital bilinirlik konusunda yeterince kafa yoruyor muyuz?

Maalesef. OECD nin geçen yılın sonunda yayınlanan bir araştırmasına göre, dijital becerilerin kazanılmasından sağlık açısından örneğin kendine yarar sağlayabileceğine inanan Türk vatandaşının oranı diğer ülkelere göre oldukça düşük.

Aynı rapora göre çalışan nüfusun bilişimsel becerileri tüm ülkeler içerisinde en aşağılarda. Analitik beceriler de aynı durumda. Türkiye ile Dünyanın geri kalanı arasında ciddi bir dijital boşluk oluşmaması için bu araştırmaların sonuçlarını değerlendirip gerekli adımları hemen atmaya başlamak birinci öncelik olmalı.

Bir girişimci olarak sektörünüzdeki gelişmeleri yakından takip ettiğinizi biliyoruz. Sizce ülkemizdeki gelinen noktadaki durumumuz nedir?

Ülkemiz gerçekten girişimciliğin değerini genel olarak anlamış durumda. Üniversiteler, devlet kurumları ve bir ölçüde özel sektör bu alanda çalışmalar yapıyor, programlar açıyor. KOSGEB, TÜBİTAK ve diğer kurumlar samimiyetle ar-ge projelerini fonluyor.
Ancak buna ragmen alınan yol, niyetler ile doğru orantılı gitmiyor.

Bunun temel nedenleri arasında Türkiye’nin beklenen üniversite reformunu bir türlü gerçekleştirememesi. Gelişmiş ülkelere baktığımızda inovasyonun neredeyse tamamen üniversite kaynaklı olduğunu görüyoruz. Türkiye’de üniversitelerin idari ve bilimsel yapılanmaları isteneni üretemiyor. Üniversite yönetimlerine bir performans hedefi konamıyor. Üniversite yönetimleri anlamsız şekilde politize olmuş durumda. Bunun değişmesi gerek. Üniversitelerde rektörden ana bilim dalı başkanlarına kadar tüm kademelere gerçekçi performans atamaları ve izlemleri yapılması gerek. Değişim gerek.

İkinci önemli konu, var olan cılız inovasyonun ticarileşmesi aşamasında. Devlet Teknopark yasası çıkarmış, üniversiteler teknoparklar açmışlar. Ama bunca yıldır buralardan önemli bir dünya şirketi çıkmamış. Önemli bir inovasyon çıkmamış. Neden ?

Açıkçası Teknopark yasası çıkarılmış ama bu yasa sonuç üretememesine ragmen herhangi bir ciddi revisyondan da geçmemiş. Yani kurulan system gözlenip geliştirilmemiş. Teknoparklarda üniversitelerin katkıları genel olarak “onurlandırılmış emlakçilik” olarak değerlendirilebilir kanaatindeyim. Yani kira topluyorlar ama bu kiraları Teknopark ta laboratuvar açmak için, inovasyonu tetiklemek için kullanıyorlar mı ? Bundan emin değilim. Şu anki haliyle bu sistem başka yöneleri ile de başarısız. Şirket kuran bir akademisyen diğer iş arkadaşları ile benzer eğitim ve öğretim yükü taşımak zorunda. Akademisyen hem teknolojik inovasyon, hem fonlama, hem üretim, hemde pazarlamayı yapmak durumunda. Birde Teknoparka yüksek bir kira ödemek zorunda. Bunun böyle çalışmayacağını meseleye ciddi yaklaşan herkes kolaylıkla anlayabilir.

Üçüncü olarak ta, inovasyonun arzı olmadığı için ülkemizde, maalesef talebide oluşmuyor. Yani risk sermayesi yasası var ama sermayenin kendisi yok ortada. Büyük şirketlerin ar-ge merkezleri gerçek ar-ge aktiviteleri yerine rutin aktivitelerini destekleyici çalışmalar yapıyorlar.

Görüldüğü gibi bu işleri doğru kurgulayıp yapmak bir bilgi ve niyet işi. Şu anda da durum, ülke açısından, iyi görünmüyor. Türkiye ekonomisinin üçüncü dünya ligine düşmesinden koruyacak yegane şey bilim, teknoloji, inovasyon ve ihracattır. 

Çalışmalarınızda motivasyon kaynaklarınız nedir? İşinizde olmazsa olmazlarınız neler?

Sanırım bu benim kişiliği. Yetiştiriliş tarzım. Üretmekten ve bilgilerimi öğrencilerime aktarmaktan mutlu oluyorum. Benim işimde en önemli şeyler tutku, disiplin, stabilite ve merak. İş bir insanı tanımlayan en önemli şey. Onu nasıl yaptığımız kendimizi tanımlar. Yaşamın geri kalanı onun çevresinde şekillenir.

Çalışmalarınız ile hayatınızda neler değişti? İşiniz sosyal hayatınızı nasıl etkiliyor?

Çevremizden gördüğümüz ilgi büyük. Bunun nedeni benim ve ekibimin teknik becerileri ve bu becerileri gerek öğrencilere gerekse hasta ve hastane yararına dönüştürmekte başarımız.

Sağlık sektöründe çalışmak hekimlerle daha yakın bir ilişki ve iletişim içinde olmamı, onları daha iyi anlamamı sağladı. On yıla yakın DEÜ hastanesinde yönetim ekibinde görev almam hastane süreçlerini ve yaşanan sorunları yakından tanımamı sağladı. Hastaların durumlarını ve ihtiyaçları daha iyi anlama fırsatı buldum. Şimdi sosyal yaşantıma da büyük ölçüde sağlık çalışanları dahil oldu. Onlar gibi düşünüp davranmaya başladım. Kısacası işim beni ve içinde yaşadığım sosyal ortamı tamamen değiştirdi ve yeniden belirledi.

Sizin için başarı nedir? Başardım diyebilmeniz için neler gerekiyor?

Bana göre mutlak başarı diye bir şey yok. Başarı sonuca odaklı bir terim. Oysa yaşamda yolculuk var ama varılacak bir yer yok. Başarı olsa olsa projeler halinde tanımlanabilir. O proje başarılı, bu proje o kadar başarılı değil gibi. Ama insanın başarıyı hissettiği anlarda yok değil. Bir keresinde Phlerobo’nun çalıştığı bir hastanede kan alma biriminde inceleme yaparken bir hasta bir hemşireye herşeyin nasıl bu kadar kolay ve çabuk olduğunu  sordu. Hemşirede gülümseyerek beni gösterdi ve sistemi benim tasarladığımı söyledi. Hastanın bana teşekkür edişini hiç unutamam. Sanırım benim için başarı katkıda bulunmak. Hastaların yararına ve hekimlerin kolaylığına yaptığım katkılar benim içim başarı olarak tanımlanabilir.

Yeni girişimcilere ne gibi tüyolar verebilirsiniz? Sektörünüze ilgi duyanlara tavsiyeleriniz nedir?

Yeni girişimciler fikirlerine sahip çıksınlar ve kendilerine güvensinler. Projelerini iyi seçsinler. Bir yanlış proje ile harcanan zamanın maliyeti, o zamanda yapılabilecek iyi bir projenin kayıp getirisi yanında genellikle bir hiçtir.

Birde zorluklara hazırlansınlar. Dünya onları çalışmalarının sonuçları ile değerlendirecek. O zamana kadar hayatta kalmanın ve projelerini tamamlamanın sorumluluğu ise tamamen kendilerinde.

Gençlerimizi bu alana yönlendirmek için neler yapılmalı?

İnovasyon eğitim ve yaşamın ana akışından ayrı özel bir şeymiş gibi davranıyoruz. Bana göre inovasyon problem çözüm yöntemidir. İnovasyon bir düşünce yöntemidir. Eğitimciler öğrencilerine farklı düşünmenin cesaretini aşılayabilirlerse, bu ülkede o kadar çok genç yetenek var ki.

Birde üniversiteler artık söylemden eyleme geçmeliler. Gençlere maker-space ler sağlamalı ve onların gençlik enerjilerini yapıcı yönlere yönlendirmeliler. İnovasyon ve girişimciliği kolay hale getirmeliler. Yani burada ille de paradan söz etmiyorum. İnovasyon ve girişimcilik para ile olduğu kadar, tatmin ve merakla da ilgilidir. Anahtar üniversiteler. Birinin üniversiteleri uyandırıp aktive etmesi gerekiyor.

Okurlarımız Ürününüze nereden ulaşabilirler?
Web sitelerimiz: 
www.labenko.com
phlerobo.labenko.com
labstandardsplus.labenko.com

Youtube kanalımız:
www.youtube.com/LabenkoBilisim

ayrıca hakkımızda çıkan yayınlar;
Radyo programı: https://www.dropbox.com/s/3o7ikzjgkwna2d4/trt%20radyo%20s%C3%B6yleyeceklerimiz%20var.mp3?dl=0 

Haber Metni:
Anadolu Ajansı: http://aa.com.tr/tr/saglik/hastaneler-icin-yapay-zekali-sistem/873025
NTV: http://www.ntv.com.tr/saglik/turk-uzmanlar-hastaneler-icin-yapay-zekali-sistem-gelistirdi,3u8aKtfwiU...
Milliyet: http://www.milliyet.com.tr/turk-bilim-insanlarindan-teknoloji-haber-2494020/
Star: http://www.star.com.tr/yerel-haberler/hastaneler-icin-yapay-zekali-sistem-111622/ 
Video Haber:Anadolu Ajansı : http://aa.com.tr/tr/vg/video-galeri/hastaneler-icin-yapay-zekali-sistem/148
Akşam : http://www.aksam.com.tr/video/ekonomi/hastaneler-icin-yapay-zekali-sistem/29954
MSN : https://www.msn.com/tr-tr/yasam/yeni/hastaneler-i%C3%A7in-yapay-zekal%C4%B1-sistem/vp-AAp97DY
You Tube : https://www.youtube.com/watch?v=sNhEEY-7Gms 
PHLEROBO Kan Alma Biriminde Yapay ZekaAnadolu Ajansı: http://aa.com.tr/tr/saglik/yapay-zeka-hasta-bekleme-suresini-azaltti/963957
Milliyet: http://www.milliyet.com.tr/yapay-zeka-hasta-bekleme-suresini-azaltti-ankara-yerelhaber-2399307/
Milliyet: http://www.milliyet.com.tr/yapay-zeka-hastaneye-girdi--ege-2554459/
Habertürk: http://www.haberturk.com/izmir-de-yapay-zeka-hasta-bekleme-suresini-azaltti-1711905
Ege’de Son Söz: http://www.egedesonsoz.com/galeri/izmir-deki-hastaneye-yapay-zeka-geldi-kuyruk-bitti/6349/94864
Haberler.com: https://www.haberler.com/yapay-zeka-hasta-bekleme-suresini-azaltti-10235991-haberi/
Vatan: http://www.gazetevatan.com/-yapay-zeka-yla-tahlil-kuyrugu-bitti-1118490-saglik/
TGRT Haber: http://www.tgrthaber.com.tr/saglik/yapay-zeka-hasta-bekleme-suresini-azaltti-208541
Güneş: http://www.gunes.com/yasam/yapay-zeka-sirayi-bitirdi-830969
Başbakanlık Basın yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü: http://www.byegm.gov.tr/turkce/haberyerel/zeka-yapay-islem-kolay/121028

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bu fırsatı sağladığınız için teşekkür ederiz. DOCTORCLUB Türk Sağlık sektörü için önemli. Hekimlerimiz için bir bilgi ve esin kaynağı. Girişimcilik hiç bir zaman bir boşluk içerisinde, yanlız başına yapılacak bir şey değil. Girişimcinin başarısı kendisini ekosistem ile nasıl bağladığı ile çok yakından alakalı. Rakibiniz gibi görünen firmalar ile bile birlikte yapılabilecek, herkesin yararına çalışacak işler vardır. Önemli olan bu fırsatları görmek. DOCTORCLUB Türkiyedeki Sağlık ekosisteminin önemli bir parçası haline geliyor. Çalışmalarınızı takdirle izliyor ve destekliyoruz.

Okuyucularınıza da bana ayırdıkları zaman için teşekkür ederim. LABENKO tüm fikirlere açık. Okuyucular info@labenko.com adresie e-posta göndererek bizimle iletişime geçebilirler. Bu bir soru sormak içinde olabilir, bir ar-ge fikrini paylaşmak  içinde olabilir. Her durumda bizimle iletişime geçmelerinden mutluluk duyarız.
Görüşmek üzere saygılarımı sunarım.

Labenko Bilişim A.Ş. 
Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Teknoparkı
Balçova İzmir

Kategori: RÖPORTAJLAR